Noachian dönemine odaklanıldı
Araştırma, Mars’ın jeolojik tarihindeki en eski evrelerden biri olan Noachian dönemine odaklanıyor. Yaklaşık 4,1 ila 3,7 milyar yıl öncesini kapsayan bu zaman dilimi, Güneş Sistemi tarihinde yoğun meteor çarpışmalarının yaşandığı döneme denk geliyor. Bu süreçte Mars’ın yüzeyi büyük göktaşı darbeleriyle şekillendi.
Bugün hâlâ görülebilen Hellas ve Argyre çarpma havzaları, bu dönemin en çarpıcı izleri arasında yer alıyor. Her biri (yaklaşık 1.600 kilometreden daha geniş olan bu devasa çukurlar, hacim olarak Akdeniz’deki tüm suyu rahatlıkla barındırabilecek kapasitede.
Buna karşın bilim dünyasında iki temel iklim senaryosu tartışılıyor. İlki, Mars’ın büyük ölçüde soğuk ve buzlu olduğu, zaman zaman meteor çarpmaları ya da volkanik faaliyetlerle buzların eridiği görüşü. İkincisi ise gezegenin büyük ölçüde buzsuz, sıcak ve yağışlı bir iklime sahip olduğu yönünde.
Güneş daha sönüktü
Bu tartışmanın merkezinde Güneş’in evrimi yer alıyor. Tüm yıldızlar gibi Güneş de yaşlandıkça parlaklığını artırıyor. Noachian döneminde Güneş, bugünkünden yaklaşık yüzde 30 daha sönüktü. Bu da Mars’a ulaşan ısı miktarının daha düşük olduğu anlamına geliyor.
Şubat 2021’de Mars yüzeyine inen Perseverance aracı, bu iki senaryodan hangisinin geçerli olduğunu anlamaya yönelik en önemli görevlerden birini üstlendi. Araç, geçmişte bir göl barındırdığı düşünülen Jezero Krateri’ne indirildi. Yörünge görüntülerinde, krater duvarlarından içeri doğru uzanan ve akan suyun oluşturduğu kanallardan yayılan yelpaze biçimli tortu birikintileri açıkça görülüyor. Bu kanallarda kil minerallerinin yoğunluğu dikkat çekiyor.
Son çalışma, bu eski akış kanallarından birinde bulunan ve alüminyum açısından zengin kil çakıllarını mercek altına aldı. “Kaolinit” adı verilen bu minerallerin, Noachian döneminde yoğun kimyasal ayrışmaya ve suyla etkileşime maruz kaldığı belirlendi.
Asıl dikkat çekici nokta ise bu kil örneklerinin kimyasal bileşimi oldu. Analizler, çakılların demir ve magnezyum bakımından belirgin şekilde fakirleştiğini, buna karşılık titanyum ve alüminyum açısından zenginleştiğini ortaya koydu. Bu durum, söz konusu kayaların yüksek sıcaklıklı hidrotermal ortamlarda değişime uğramadığını düşündürüyor. Bu da meteor çarpmasıyla aniden eriyen buzul ihtimalini dışlıyor.
Bunun yerine, minerallerin ılıman sıcaklıklarda ve uzun süreli yoğun yağış altında kimyasal dönüşüm geçirdiği değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu kil örneklerinin kimyasal yapısını Dünya tarihinde daha sıcak ve nemli iklim dönemlerinden kalma benzer killerle karşılaştırdı ve belirgin benzerlikler saptadı.
Araştırmacılar, Mars’ın bu döneminin tarihinin en nemli ve muhtemelen en yaşanabilir evrelerini temsil ettiğini vurguluyor. Araştırmacılar, bu iklim koşullarının binlerce yıldan milyonlarca yıla uzanan süreler boyunca devam etmiş olabileceğini belirtiyor. Bu süreklilik, potansiyel mikrobiyal yaşamın ortaya çıkması ve evrimleşmesi için gerekli zaman penceresini sağlayabilecek kadar uzun.
Perseverance aracı daha önce de Jezero Krateri’nde topladığı örneklerde olası biyolojik izlere işaret eden bulgularla gündeme gelmişti. Toplanan numuneler, gelecekte Dünya’ya getirilmek üzere özel mühürlü tüplerde saklanıyor. Ancak NASA’nın planladığı örnek geri getirme misyonunun iptal etti. Dolayısıyla biyolojik doğrulama için bekleyiş sürüyor.
Tüm bu bulgular, bugün rüzgârın şekillendirdiği kurak ve ıssız Jezero Krateri’nin, milyarlarca yıl önce tropikal özellikler gösteren, bol yağış alan ve belki de yaşam barındıran bir ekosisteme ev sahipliği yapmış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: