Kanada'daki Toronto Üniversitesi'nden araştırmacılar, NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu’nu, Avrupa Uzay Ajansı’nın Euclid Gözlemevi'ni ve Hawaii’deki Subaru Teleskobu’nu kullanarak CDG-2’nin varlığını doğruladı. Dünya’dan yaklaşık 300 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan galaksi, oldukça sönük olduğundan bugüne kadar fark edilememişti. Galaksinin parlaklığı yaklaşık 1 milyon Güneş benzeri yıldıza eşdeğer ve içinde sadece dört küresel yıldız kümesi barındırıyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Samanyolu Galaksisi'nde 150’den fazla küresel yıldız kümesi bulunuyor.
Çalışmaya liderlik eden ve Toronto Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan David Li, “Bu, yalnızca küresel yıldız kümeleri sayesinde keşfedilen ilk galaksi” dedi. Li’ye göre temkinli varsayımlar altında, gözlenen dört küme CDG-2’nin tüm küresel küme popülasyonunu oluşturuyor olabilir.
Neredeyse tamamen karanlık maddeden oluşuyor
Ön analizler, CDG-2'nin yaklaşık 1 milyon Güneş benzeri yıldızın parlaklığına sahip olduğunu ve küresel yıldız kümelerinin görünür içeriğinin %16'sını oluşturduğunu gösteriyor. Daha da çarpıcı olan ise, görünür ve karanlık madde birlikte hesaba katıldığında galaksinin kütlesinin yaklaşık %99’unun karanlık maddeden meydana gelmesi. Bilim insanları, yıldız oluşumu için gerekli hidrojen gazı gibi normal maddenin büyük kısmının, yoğun Perseus kümesi ortamında komşu galaksilerle yaşanan kütleçekimsel etkileşimler sonucu koparıldığını düşünüyor.
Bu keşif, kullanılan yöntem açısından da önemli bir ilerlemeye işaret ediyor. Li ve ekibi, genellikle büyük galaksilerin etrafında dolanan yoğun ve yaşlı yıldız toplulukları olan küresel kümelerin sıkı gruplaşmalarını belirlemek için gelişmiş istatistiksel teknikler kullandı. Bu kümeler, gizli galaktik yapıların izini sürmede birer işaretçi görevi gördü.
İlk olarak Hubble’ın yüksek çözünürlüklü görüntüleri dört küresel kümenin oluşturduğu grubu ortaya koydu. Ardından üç teleskobun ortak gözlemleri, bu kümelerin etrafını saran soluk ve dağınık bir ışıma tespit etti. Bu ışıma, altta yatan bir galaksinin varlığını kanıtlayan temel işaret oldu.
Li, bu bulgunun, görünür yıldızların yalnızca yoğun ve yaşlı kümelerde bulunduğu, neredeyse “saf” karanlık madde haloları içinde galaksilerin oluşabileceğine dair güçlü bir kanıt sunduğunu vurguladı.
Gökyüzü taramaları genişledikçe ve Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu ile Vera C. Rubin Gözlemevi gibi projeler devreye girdikçe, araştırmacılar makine öğrenimi ve gelişmiş istatistiksel yöntemlerle evrenin dört bir yanına gizlenmiş bu karanlık galaksilerden daha fazlasını ortaya çıkarmayı umuyor.
Kaynakça https://science.nasa.gov/missions/hubble/nasas-hubble-identifies-one-of-darkest-known-galaxies/ https://www.esa.int/Science_Exploration/Space_Science/Hubble_Euclid_Subaru_uncover_dark_galaxy Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
Niye herşeyi yapay zekaya soruyorsun o zaman.
dinimizi robotlardan öğrenecek değiliz
tüm sistemini hırsızlık üzerine kurmuş bir ülkeden bahsediyoruz, şaşırmadım