Anlık Bildirim

ASELSAN’dan ALP 300-G açıklaması: S-400 radarından daha iyi

ASELSAN yetkililerinin Al Jazeera’e yaptığı açıklamada SİPER hava savun sisteminin parçası olan ALP 300-G radarının S-400 radarlarından daha üstün olduğu ifade edildi.

ASELSAN’dan ALP 300-G açıklaması: S-400 radarından daha iyi Tam Boyutta Gör

Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümü Al Jazeera Arabic’in hazırladığı kapsamlı belgeselde ele alındı. Birçok yerli ve yabancı medya kuruluşunda yer edinen belgeselde ASELSAN’ın ALP 300-G radarının S-400 radarlarıyla karşılaştırılması dikkat çekti. Belgeselde ayrıca KAAN, Çelik Kubbe, ATMACA ve Türkiye’nin İHA ihracatı gibi birçok yerli savunma projesine ilişkin önemli bilgiler paylaşıldı.

ALP 300-G radarı S-400’den iyi

ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Bora Kartal, Al Jazeera’ya verdiği röportajda ALP 300-G’nin SİPER uzun menzilli hava savunma sisteminin bir parçası olduğunu söyledi. Kartal, radarın S-400 sistemindeki arama radarına benzer bir görev üstlendiğini ve performans açısından birçok yönden daha üstün olduğunu belirtti.

ASELSAN’dan ALP 300-G açıklaması: S-400 radarından daha iyi Tam Boyutta Gör
Kartal ayrıca ALP 300-G’nin en küçük elektronik bileşenlerinden nihai sistem seviyesine kadar Türkiye’de geliştirildiğini ve geliştirme sürecinde elektronik çipler dahil yerli imkanların kullanıldığını açıkladı.

“Bu radar, en küçük bileşenleri olan elektronik çiplerinden başlayarak şu an gördüğünüz tam sisteme kadar tamamen Türkiye içinde geliştirildi.”

KAAN’a geniş yer ayrıldı

Al Jazeera Arabic’in belgeseli ABD’nin 1975’te Kıbrıs Harekatı sonrası uyguladığı ambargodan günümüze gelen dönüşümü ele alıyor. Bu kapsamda TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN tesislerinin kapılarını açtığı yapımda KAAN, Çelik Kubbe, ATMACA, İHA’lar, hava savunma sistemleri ve askeri gemiler üzerinden Türkiye’nin ulaştığı kabiliyetler ele alındı.

ASELSAN’dan ALP 300-G açıklaması: S-400 radarından daha iyi Tam Boyutta Gör
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün de Türkiye’nin bağımsızlık hedefinin yalnızca platform üretmekten ibaret olmadığını vurguladı: “Bir ordunun gerçek gücü sadece sayısal verilerden ibaret değildir. Asıl güç, platformlardan mühimmatlara, yazılımlardan elektronik sistemlere kadar tüm süreçlerin tam kontrolüne sahip olmaktan geçer. Türkiye'nin gerçek bağımsızlığından ancak bu gereklilikleri eksiksiz karşıladığımızda bahsedebiliriz.”

Belgeselde Türkiye’nin savaş uçağı KAAN’a da geniş yer ayrıldı. KAAN baş mühendisi Emre Yaban, “Bizim sınıfımızda F-22, Rus uçağı Su-57 ve Çin uçağı J-20 gibi uçaklar yer alıyor.” dedi.

KAAN’ın tamamen yerli bir proje olarak sıfırdan geliştirildiğini belirten Yaban, uçağın hava-hava ve manevra kabiliyetlerinin yüksek olacağını söyledi. Yaban, “Uçağımız yüzde 100 ulusal bir proje. En önemli özelliği, onu sıfırdan geliştiriyor olmamızdır. Tüm bileşenleri yerel ve ulusal kaynaklı; yerel olarak tasarlanan işletim sistemi de dahil. Bu uçağı, 70'li yıllarda başlatılan 'Kendi Uçağını Kendin Yap' projesinin gerçek bir örneği olarak sayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Yaban, Türkiye’nin hedefinin yalnızca 5. nesil savaş uçağı geliştirmek olmadığını da vurguladı: “Şu anda sadece dört ülke beşinci nesil savaş uçakları geliştirebildi. Bizim aslında asıl amacımız 5. nesil değil, 6. nesile giden yolun altyapısını oluşturmak.”

“Bu kadar ilerleyeceğimizi beklemiyorlardı”

TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu ise Türkiye’nin savunma sanayisindeki tecrübesinin başlangıçta montaj faaliyetleriyle oluştuğunu, zamanla üretim, tasarım ve geliştirme kabiliyetlerinin artırıldığını anlattı.

Batı’nın geçmişte teknoloji transferine imkan sağlamasıyla ilgili Demiroğlu, “Belki de bu kadar ilerleme kaydedebileceğimizi beklemiyorlardı” dedi.

ASELSAN’dan ALP 300-G açıklaması: S-400 radarından daha iyi Tam Boyutta Gör
Demiroğlu aynı zamanda ambargolara da değindi: “Sistemlerin bize tamamen satılmasının engellendiği durumlarla karşılaştık ve bazen sistemlerimizin üretiminde kullanılan belirli bileşenlerin tedarikinin durdurulduğu da oldu. Bu yüzden bağlı kaldığımız temel ilke, ürünlerimizi geliştirmek veya üretmek için hiçbir dış kaynağa bağımlı olmamaktı.”

Demiroğlu, Türkiye’nin savunma ihracatında yalnızca ürün satıp pazardan çekilmeyi hedeflemediklerinin de altını çizdi: “Biz bu işi sadece mal satmak, para kazanmak ve sonra çekip gitmek olarak görmüyoruz. Ortaklığa ve birlikte çalışmaya inanıyoruz. Teknoloji transferine hazırız. Biz Batı'nın yaptığını yapmıyoruz; aksine Batı'nın hiç sunmadığı şeyleri sunuyoruz. Afrika ülkeleri ve genel olarak Küresel Güney ülkeleri, on yıllardır kendilerine dayatılan politikalardan bıkmış durumda.”

Harpoon’un yerini ATMACA aldı

Belgeselde Türk savaş gemilerinin üretim süreçleri de incelendi. Gemilerdeki algılama ve silah sistemlerinin ASELSAN ve ROKETSAN gibi yerli şirketlerden sağlandığı aktarılırken ABD yapımı Harpoon gemisavar füzelerinin yerini ROKETSAN tarafından geliştirilen ATMACA’nın aldığı belirtildi.

İthal radar ve ateş kontrol sistemlerinin de yerli çözümlerle değiştirilmesiyle savunma platformlarındaki yerli bileşen oranının yüzde 80’den yüzde 100’e çıkarılabilecğei ifade edildi.

Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: DH App Gallery Uygulamasını İndir DH Android Uygulamasını İndir DH iOS Uygulamasını İndir
Önceki Haftalar
Tüm Zamanların En İyi Yorumcuları
ANLIK GÖRÜNTÜLEMELER
1 Kişi Okuyor (0 Üye, 1 Misafir) 1 Masaüstü GENEL İSTATİSTİKLER
13318 kez okundu.
11 kişi, toplam 11 yorum yazdı.

HABERİN ETİKETLERİ
roketsan, aselsan ve
Sorgu:

Editörün Seçtiği Sıcak Fırsatlar

Sıcak Fırsatlar Forumunda Tıklananlar

Tavsiyelerimiz

Yeni Haber
şimdi
Geri Bildirim