Çin’in tartışılmaz liderliği
Reuters’in verilerine göre bugün küresel batarya üretiminin yüzde 85’i Çin’in kontrolünde ve iki baskın lityum-iyon çeşidinde kullanılan ham maddelerin yüzde 90’ının işlenmesi de yine Çin’de gerçekleşiyor. Batarya teknolojisi hızla evrilse de temel prensip değişmiyor: her batarya, bir katot, anot ve elektrolitten oluşuyor.
Elektrikli araç üreticileri uzun vadeli stratejilerini değerlendirirken, mevcut ve geliştirilmekte olan çeşitli batarya türlerine göz atmak gerekiyor.
Geleneksel batarya çözümleri
Mevcut araçlarda kullanılan kurşun aküler, 6 veya 12 voltluk sistemleri çalıştırıyor. Bunlar araç marş motorlarına güç sağlamak için kullanılıyor. Ucuz ve aşırı koşullarda işlev görebilseler de ağır ve düşük enerji kapasitesine sahipler.
Daha gelişmiş seçeneklerden biri olan nikel-kadmiyum ve nikel-metal hidrit bataryalar, şarj edilebilir özellikleriyle ön plana çıkıyor. Ni-MH teknolojisi, 1997’de Toyota’nın ilk Prius modelinde hibrit araçların öncüsü olarak kullanılmıştı.
Daha yenilikçi yaklaşımlar arasında sodyum-nikel klorür bataryalar yer alıyor. Bu teknoloji, Fransız posta hizmeti Venturi otomobillerinde kullanılmış ve mevcut araçlara dönüştürme gerektirmeden uygulanabiliyor. Ancak bu bataryaların maksimum hızı 100 km/s ve menzili 100 km ile sınırlı.
Günümüzde en yaygın teknolojisi olan lityum-iyon bataryalarsa 1991’de Sony tarafından ticarileştirilmişti. Telefon, dizüstü bilgisayar ve elektrikli araçlar gibi son derece çeşitli alanlarda kullanılıyor. Lityum, uranyumdan sonra en enerjik metal olarak öne çıkıyor ve bu piller yüksek hız ve menzil sunabiliyor, hafıza etkisine sahip değil ve hem hızlı hem yavaş şarja izin veriyor. Ancak ağırlıkları ve dış koşullara duyarlılıkları dikkat çekici. Özellikle sıvı elektrolitleri nedeniyle aşırı ısınma riskine karşı sıkı kontrol gerektiriyorlar.
Lityum-iyon teknolojisinin içinde NMC (Nikel-Manganez-Kobalt) ve LFP (Lityum Demir Fosfat) bataryalar EV pazarını domine ediyor. NMC bataryalar yüksek enerji yoğunluğu sağlasa da kobalt gerektiriyor ve bu madenin büyük kısmı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden temin ediliyor. LFP piller ise kobalt gerektirmiyor ve daha uygun maliyetli olduğundan küçük araçlar için tercih ediliyor. Ancak enerji yoğunluğu NMC’ye kıyasla daha düşük.
Modern batarya çözümleri
Lityum-kükürt bataryalar ise Stellantis destekli ABD’li girişim Lyten tarafından geliştiriliyor ve NMC’ye kıyasla iki kat enerji yoğunluğu sağladığı iddia ediliyor. Kobalt, nikel ve manganez kullanılmıyor ve bazı hammaddeler yerel olarak üretilebiliyor. Ancak yaygın kullanım 2028 öncesi mümkün değil.
Son olarak katı hal bataryaları var. Bunlar adından da anlaşılacağı üzere sıvı elektrolit yerine polimer veya seramik kullanıyor. Bu sayede de daha hafif, yüksek enerji yoğunluğu ve yanmaz özellik sunuyor. Bu bataryalar halen geliştirme aşamasında ve büyük ölçekli üretim gerçekleşmiş değil.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: