İLANDIR

Yeni arayüzümüz herkese açık ALFA sürümüne girmiştir, siz de deneyip geri bildirimde bulunabilirsiniz.
Gizle Geri Bildirim Alfa Sürümü Dene
HABERE ATLA YORUMLARI GÖR (75) YORUM YAZ

tarafından 13 Haziran 2018, Çarşamba 19:30 tarihinde yazıldı Donanımhaber TR

Aptallaşıyor muyuz? Gençlerin IQ'ları bir nesilde 7 puan geriledi
Günlük Haber Furkan Babur
75 2423
1970 ve 2009 yılları arasında 730 binden fazla insan üzerinde yapılan testlere göre genç neslin IQ puanı, bir önceki nesle göre endişe verici seviyelerde düşüş gösterdi.

Orta yaş ve üstündeki kesimin, yeni genç nesli davranışları ve düşünce yapısı nedeniyle farklı bulması ve kendi dönemleriyle onları kıyaslaması yüzyıllardır tekrarlanan bir eylem. Günümüzde de bir önceki neslin, genç nesle yönelik şikayetlerine dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de şahit oluyoruz. Norveç'te yapılan bir çalışma ise bu şikayetlerin belirli noktalarda haklılık payı taşıyabileceğini gösteriyor. İngiliz The Times gazetesinin sonuçlarını ''çarpıcı'' olarak değerlendirdiği araştırma aslında endişe verici bir durumun habercisi olabilir.


 
 

Norveçli araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmanın sonuçlarına geçmeden önce çalışmaya konu olan verileri incelemekte fayda var. Norveç'te 1970 yılından beri askere alınan 18-19 yaşındaki erkekler askerlik öncesinde IQ testine tabi tutuluyor. 2009 yılına kadar yapılan bu testler araştırmacılara, 1952-1991 yıllarında doğan Norveçli erkeklerin IQ puanlarını karşılaştırma imkanı sunuyor. 


 

IQ puanı nesilden nesile düşüyor

Temel matematik, mantık yürütme ve dil kullanımı gibi geleneksel konuların yer aldığı IQ testinin sonuçlarına göre 1991 yılında doğan yeni genç neslin IQ puanı, 1975 yılı ve öncesinde doğan bir önceki nesle göre 7 puan geriledi. Yani bir 1975 veya daha erken bir yılda doğan Norveçli bir baba gençlik yıllarında, 1991 yılında doğan oğlunun bugün sahip olduğu IQ puanından daha yüksek bir puana sahipti.


  

Tabi her nesil bir sonraki nesle yönelik pek çok şikayette bulunsa da aslında bu sonuçlar odlukça şaşırtıcı zira sonuçlar James Flynn tarafından bulunan Flynn etkisi ile örtüşmüyor. Flynn etkisine göre insanların IQ puanı son 70 yılda, her 10 yılda ortalama 3 puan artacak şekilde, yükseliş gösterdi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya genelinde yaşanan restorasyon süreci ve yaşam standartlarının yükselmesi bizleri, IQ puanının sürekli arttığı sonucuna götürüyordu. Norveçli araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışma ise 1975 yılı ve öncesinde doğanların IQ puanı olarak zirvedeki nesil olduğunu ve bu tarihten sonra IQ puanlarında sürekli bir gerileme yaşandığını gösteriyor.


 

Bu araştırma tek başına, sadece Norveç özelinde ele alındığında ülkelerdeki farklılıklar ve diğer dış etkenler araştırmaya konu olmadığı için kapsamlı sonuçlar vermeyebilir ancak İngiliz araştırmacıların yaptığı benzer bir araştırmada da her on yılda bir IQ puanlarının ortalama 2.5 ile 4.3 arasında gerilediği tespit edilmişti. Hem İngiltere'de hem de Norveç'te benzer sonuçlara ulaşılması dünya genelinde genç neslin IQ puanının, bir önceki nesilden düşük olabileceğini işaret ediyor.


 

Çevresel değişiklikler mi, yanlış IQ testleri mi? 

Yapılan araştırmanın sonucu kadar bu sonucun sebeplerine ulaşmak da son derece önemli ancak bu konuda ciddi bir fikir ayrılığı mevcut. Norveçli araştırmacılara göre bu düşüşün arkasındaki en büyük etken çevresel faktörler. Genel olarak insanların yaşam tarzındaki değişikliklerin, eğitim sistemindeki değişikliklerin, okuma alışkanlıklarındaki düşüşün ve hatta çocukların günlük olarak bir ekrana maruz kalma sürelerindeki artışın da IQ puanlarında düşüşe neden olabileceği belirtiliyor.


 

Diğer bir görüşe göre ise IQ testleri çağdaş insanların zeka seviyesini tahmin etmek için uyarlanmadı. Söz konusu IQ testleri çağdaş eğitim modellerine ve genç bireylerin yaşam tarzlarına daha az uygun olan akıl yürütme modellerini kapsıyor. Bu durumda IQ puanının düşmesi genç nesilden değil testlerin yapısından kaynaklanıyor


 

Son olarak ABD'de yapılan yakın tarihli bir araştırmada elde edilen bulgulara da değinelim. 9-11 yaşlarındaki 500 çocuk üzerinde yapılan araştırmaya göre haftada en az bir kez balık yiyen çocukların IQ puanının, asla balık yemeyen çocukların IQ puanından ortalama 4.8 puan daha yüksek olduğu gözlemlendi. Balık yemenin çocukların zekasını geliştirdiğini ve daha iyi uyumalarına yardımcı olduğunu belirten araştırmacılar tüketilen gıdalar ile IQ puanı arasında ciddi bir bağ olduğunu ortaya koydu.

Bu haberin bağlantısı
URL
Şu anda 0 üye, 1 misafir ve 1 mobil kullanıcının görüntülediği bu içeriğe toplam 2423 kez bakıldı.
En Çok Beğenilen Yorumlar
profecco Çarşamba, 19:52
İşte bunları hep kıraathaneyle aşacağız diyen biri olursa adam yerine koymayın. İngiltere'de ortalama zeka seviyesi 101 iken ülkemizde malesef 88. Tabi bunda aptal insanların daha çok çocuk yapması gi
...
Yorumun devamı ▼
+78
eulogy Çarşamba, 20:00
Öncelikle yukarıdaki haberin 3. bölümünde anlatılan şeyler bir tartışma konusu değil.Iq testlerinden elde edilen puanlar normatif ve standart puanlardır, doğrudan norma bağlıdırlar. Norm değiştikçe es
...
Yorumun devamı ▼
+31
Soul741 Çarşamba, 20:25
Donanımhaber'in seviyesi için fazla kaliteli ve açıklamalı bir yorum. Derhal bu mesajı değiştirip, "çöp" yazmanızı rica edeceğim. +27
Slaved by makarna Çarşamba, 19:56
Ben hep 50 iqluk düşündüğüm için etkilenmiyorum +22
dere.beyi Çarşamba, 20:34
KİNDARR NESİLL YETİŞTİRECEĞİZDİNDAR NESİLL YETİŞTİRECEĞİZZVE SONUÇ ?İŞTE SONUÇ BU +13
Yorumlar eskiden yeniye doğru listelenmektedir. Sıralamayı değiştirmek için sağdaki menüyü kullanabilirsiniz.
sendemail Cuma, 06:32
Nezaket gösterip vakit ayırarak cevap vermişsiniz çok teşekkür ederim ,

Bununla beraber, konudaki diğer arkadaşla tartışmanızdan tüm arkadaşlar faydalanıyor,buna da dikkatinizi çekmek isterim.

Her birinize samimiyetle esenlik ve afiyet dilerim ,

umarım vakit bulup da aranızdaki münazarayı sürdürürsünüz .Kaliteli tartışmayı özlemiştik forumda...

İyi bayramlar ,
0
MertMeteAlp Cuma, 06:00
Kesinlikle aptallaşıyoruz
0
imhotep_of_grudge Cuma, 01:48
sırf halka hakaret etmek için element uydurmak... yalan düzmece yazı...
0
Nyanko Sensei Cuma, 00:54
Bunun en büyük sebebi interneti bilinçli kullanamamızdan dolayıdır. Neden? Çünkü internetle beraber odaklanma yetimizi kaybettik. O kadar çok kısa sürede yeni şeyler görüp öğreniyoruz ki birini bitirmeden diğeri geliyor.
0
Mete Can Karahasan Cuma, 00:24
Senle gerçek bilim ile popüler kültür bilimselliği arasında çatışma yaşıyoruz. Ben diyorum bilim ve sayılar sabittir, sen diyorsun ki görecelidir. Bir kere, sayılar sabit olmasalar, aralarındaki eşitlikler de sürdürülebilir olmazlardı.
Yaşa göre 'değişen' skorlamalarda eşitliklerden bahsedilemez, bu senin bile anlayabileceğin ölçüde oldukça basit. Denk denebilir. Buradan da sabit çıkarımlara varılamaz. Ancak senin gibi başkasının değirmeninde dolap beygiri olunur. Kendinle mutluluklar küçük dünyanda.
0
eulogy Cuma, 00:15
Kardeşim bilim ölçmeyle başlar. Bilim ölçme sayesinde bilim olmuştur. Sen önce bir bilim nedir, gözlem nedir falan filan öğren sonra psikoloji falan filan tartışırız.
Ne soruma cevap verebildin üstüne de saçmalamaya başladın. Konuyu öğren sonra tartışırız.
Hadi hayırlı bayramlar.
0
Mete Can Karahasan Cuma, 00:01
Allah'ını seversen narsist savunması başlığını bir oku. Bilmediğini söyleyememek bir grup davranış bozukluğuyla örtüşüyor.
Konumuza gelelim; zeka kuramı ölçümle başlarsa Piaget sence ne ölçmüş olabilir? Sen hiç, yaşa göre değişen skorlama ile, değişmeyen skorlamayı bir tutabilir misin? Al sana bir sığ sularda gezinme meraklısı bir 'nıspi' zeka ölçümcülüğü örneği daha!
0
ufuk172 Perşembe, 23:59
Ne güzel tartışılmış. Özlemişim böyle konuları.

Böylesine bilgili forumdaslari.
0
eulogy Perşembe, 23:33
Kardeşim güzelce insan gibi sana teklifimi yaptım, işine gelmiyor heralde. Ne sana spearman anlatırım, ne galton anlatırım, ne binet anlatırım, ne piaget anlatırım, ne gardner anlatırım.
Zeka kuramı zekayı ölçmek ile başlar. Tartışmıyorsan hadi sorun yok. Tartışsaydın sana piaget değil zeka teorilerinin tarihsel gelişimini yani hepsini anlatırdım. Klasik trollemelerin işte. Asla meseleyi düzgün tartışmıyorsun, Konudan konuya sapıyorsun çünkü işine gelmiyor. Sadece laf oyunlarıyla karşındakini teslim almaya çalışıyon. Boş konuşmadan ibaretsin.
Kimse sana
şunu söyle lan.
şimdi bunu söyle
diye konuşmalarına kusura bakma cevap vermez.
Sana 30 tane soru sordum birine bile cevap vermedin, vereydin, ben de senin sorunu cevaplardım.

Ben her "zeka testi ile norm ne alaka" diyen adama aynı sertlikte cevap veririm. Çünkü normlar ile zeka testleri arasındaki ilişkiyi bilmeyen bir insan mümkünse zeka testleri hakkında konuşmasın. Bu çoğu insanın bildiği basit bir bilgidir. Bunu da bilmiyorsa gelip eleştirmesin.
Gelip senin trollemelerine uyacak değilim, insan gibi teklifimizi yaptık kabul etmiyorsan sorun yok. Haydi yoluna.
Ya da şöyle mi demeliyim;
Önce soracağım soruyu cevapla sonra sen sor.
Ahanda sorayım madem piaget'in zeka yaş'ından dem vuruyorsun veya bilmediğimi iddia ediyorsun. Oldukça basit bir soru ben de sorayım.
wisc-r testi neden 6-16 yaşları arasındaki bireylere uygulanıyor? Neden 27 yaşındaki bireye uygulanmıyor? Bunu cevapla ben de sana piaget'in zeka teorisinde neyi yanlış bildiğini anlatayım.
0
Mete Can Karahasan Perşembe, 23:19
Söylediğin şeyi yapmayan bir test üzerinde uzmanlaşıp, sonra da bu testi yüceltmenin altında yatan neden ne olabilir? Az önce bana yaranmaya çalışıp, daha önce hiddetlenmeye çalışmanın altında ne olabilir? Bunlar hep aynı kapıya çıkıyor da neyse...
Piaget'nin teorisini bizim tartışmamız senin o çok sevdiğin 'göreceli' sularda yüzmeni sağlıyor. Senle tartışmıyorum, sabit cevapları sana soruyorum. Sonuçta bunlar tespitli şeyler. Senin de yanıtlaman gerekiyor. Gökten zembille düşmedi, sen de zeka teorisinden herhalde bunları okumadan geçmedin, değil mi?
0
Okeanos_ Perşembe, 23:13
Şimdiki gıdalara hep şeker ve katkı maddeleri ilave ediyorlar.Bir de teknolojik aletler,internette sürekli vakit geçirme de Iq yu olumsuz etkiliyor olabilir.Dünya genelinde zeka düşüyor.Özellikle İskandinav ülkelerinin zekaları çok düşük Avrupa ortalamasına göre. İsveç'in 99 dan 96 ya falan düşmüştü 4-5 yıl içinde sanırım.İstatistiklere bakabilirsiniz.En yüksek Iq seviyesi balık ve yeşil sebzelerin çok tüketildiği Asya ülkelerinde.
0
eulogy Perşembe, 23:11
İşte benim yazdığımın zeka ile uzaktan yakından alakası yok. Zeka yerine başka bir değişken koy farketmiyor.
Ne dünyada %100 standart bir test vardır, ne de dünyada her hangi bir araştırmacı %100 paralel ölçme gerçekleştirebilir.
Aynı testin farklı zamanlardaki uygulaması bile bir çok etki doğrurur.
Şimdi sen trolleme yapmıcaksan sırayla önce konuyu sonra piaget'in bilişsel kuramını tartışalım ?
Anlaştık mı?
Neden böyle yazdım çünkü önceki test ve standart hakkında söylediklerini ben söylemedim ve bunlara cevap vercem? Anlaştık mı?
Yani önce zeka nasıl ölçülür bunu tartışalım sonra zeka tanımlarını bu işin teorik kısmını tartışalım anlaştık mı?
0
Mete Can Karahasan Perşembe, 23:01
Az önce bana troll demiştin o kısmını kabul ediyorum.
Buraya gelip herkesi trolleyeceksin, ondan sonra da yok ama benim elimdeki nesnellik senin dediklerini kapsamıyor diye hâlâ üste çıkmaya çalışacaksın: bunun adı otorite trollüğü. Bunu senden öğrenecek değilim, bu kısmı doğru!
Şimdi, gelelim "ben bunu yapıyorum, iq testi benden sorulur!" tarzı kendini öne çıkarışlarına;
Arkadaş, nedir senin vazifen? Sana basitçe sordukça karşımda küçülüyorsun. Bu demek ki senin yumuşak karnın, lütfen bana Piaget'in zeka yaşı hakkındaki yazdıklarını bul oku ve söyle. Bu kısmı zaten senin test etmeye çalıştığın IQ testinin uygulamadaki hali oluyor. Zira soyut düşünmeyen insana bu testte yüksek puan aldıramazsın(bilale anlatır gibi oldu ama olsun, senin seviyene inişi gerçekleştirdik). Dediğim gibi, test gibi nesnelerle değil, bilim insanlarının 'sabit' sonuçtaki görüşleri üzerinden tartışalım. Daha yararlı olur, hiç olmazsa insanlar görüş edinir. Yoksa senin yaptığın gibi kapsamıyor ama benim adım hıdır, elimden gelen budur tarzı rezilliklerini insanlara yansıtmayalım. Olur mu?
0
eulogy Perşembe, 22:56
Kardeşim senle muatap olmuyorum. Yazdıklarının hiç birisini de demedim. Benim dediğimi anlayamıyorsan veya ben anlatamıyorsam lütfen bana yazma. Sosyal bilimlerde sayende nesnel gerçeklerle de tanıştık. Araştırmayı yapan norveçli bilim insanları bu ölçme aracı çağdaş insana uyarlanmamış demiş. Bilmiyorum daha ne desin. Evinde kurban kessin bir de öyle söylesin.
Yıllardır tanırım seni, kırdıysam özür dilerim, mümkünse artık muatap olmayalım birbirimizle... Ne sinirimi bozarım, ne sana ne anlattığımı açıklamaya çalışırım, ne de ağır konuşurum. Sen beni, ben seni affederiz gideriz yolumuza. hakaret makaret ettiğimi düşünmüyorum, öyle düşünüyorsan da özür dilerim sorun yok. Sen yoluna ben yoluma.
0
aycibin Perşembe, 22:56
Izleyeli baya uzun zaman olmustu.hatirlatma icin tesekkurler.son 15 yilda izledigim abartisiz en iyi 5 konusmadan biridir
+1
fb.1907 Perşembe, 22:54
Aptallaşıyoruz tabi. Görmüyor musunuz açılan konuları?
0
aydınayhan Perşembe, 22:39
israil abd gdo lu tohumları laf olsun diyemi yediriyorlardı
0
Mete Can Karahasan Perşembe, 22:37
Sen de farkındaysan öznel yorumlarla nesnel gerçekleri bir tutamazsın. Bana söylediklerini geç, onu yüzsüzlüğüne verelim.
Örnek veriyorum, matematikte kuraldır: eşit şeyler denk olur ama denk olmayan şeyler kesinkes eşit olamaz. Sen bu kuralı ihlal ediyorsun, daha sonra da matematik dahilinde sizi test ediyorum diyorsun. Yok öyle bir dünya: bu grup dahilinde normumuz bu olsun, o norma göre 100 üzerinden değerlendirelim bu kişileri ama diğer kişiler için ölçüt farklı noktadan farklı değerlendirmelerle olsun. Bu dediğin olur da, ancak ve ancak testin tutarlılık eşitliğini bozarsan olur. İki ayrı grubu kıyaslayamayacağını söylüyorsan, sen o test denen naneyi geçeceksin. Test demek standart demektir.
Senin zaten istemeye istemeye kendini geçerli kılmak için anlatmak durumunda olduğun durum şartı, seni ele veriyor. Kendiliğinden testin standardını tamamıyla geçersiz kılan bir 'özel istisna' durumundan bahsediyorsun. Sonra da bir araba laf ile yüksek bilginden söz ediyorsun. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, ispat temele dayanır.
Bilim insanları konusunda da sana sorduğum soruları benim bilgisizliğime vurarak geçiştirdin de, Piaget'nin toplumun zeka yaşı konusundaki bilgisizliğini mi geçiştiriyorsun? 'Geç kazanıyorlarmış' - güzeldi!
0
eulogy Perşembe, 22:22
O kadar çok işini sallamayarak yapan var ki...

Hop türkçeye çevir, tak faktör analizi geçerlik güvenirlik yap. Al sana uyarlama. Bitti gitti.

Sonra adam norm ile iq testlerinin ne alakası var diye sorar tabi.
0
eulogy Perşembe, 22:16
Dostum seni ihmal ettim, özür dilerim.
Öncelikle ilk paragraflarında benim anlattıklarımı yazmışsın ve ilginç geldiğini söylemişsin. Öncelikle bunlar bana ait şeyler değil :) ölçme felsefesi ve teorisinin içinde olan şeyler.,
Şimdi sana ölçme teorisini burada anlatamam, aşırı ayrıntılı yıllarını vermen gerekiyor fakat basitçe klasik ölçme teorisinin ne anlatmaya çalıştığını açıklamaya çalışayım.
Öncelikle olasılığın iki temel kanununu bilmen gerekiyor. Bunlar büyük sayılar kanunu ve merkezi eğilim teoremi.
Ben burada büyük sayılar kanununda bahsedeceğim.
Örneğin bir paranın yazı gelme ihtimalini düşün. Doğrudan bunun 1/2 olduğunu biliyorsun.
Peki nerden biliyorsun?
Çünkü sen parayı atmaya başlarsın, 1 defa, 3 defa, 15 defa, 450 defa, 16800 defa, böyle sonsuza gider.
Sen 15 defa parayı attığında kaç tane yazı geleceğini bilemezsin, 16800 defa parayı attığında kaç tane yazı geleceğini bilemezsin.
Kesin bildiğin tek şey var. Sonsuz defa atarsan yazı gelme oranı 1/2'dir.
Büyük sayılar kanunu bize sonsuz kere denemedeki kesin sonucu verir. Bir çeşit limit işlemi gibi düşün.
Şimdi artık bir olasılığın sonsuzdaki değerini kestirebildiğimizi biliyoruz.
Şimdi bunun avantajını kullanalım
3 tür hata var. Uzuncana anlatmayacam. Sabit hata sistematik hata ve Tesadüfi hata.
Burada tesadüfi hatanın özel bir doğası var.
Aynı yazı gelme istimali gibi tesadüfi hatanın sonsuzdaki ortalaması "0" dır.
İşte ölçme teorisi konuşurken bu avantajı kullanacağız.
Sen bir ölçme işlemi gerçekleştirdiğinde
ölçülen değer = gerçek değer + hata
gibi basit bir denklem elde edersin. Bu denklemde hatanın ve gerçek değerin miktarlarını bilmediğin için gerçek değer (puan) hakkında bir yorum yapamazsın.
Fakat;
eğer bu hata sadece tesadüfi hata ise
ölçülen değer = gerçek değer + tesadüfi hata olur.
Eğer sen bu ölçmeyi sonsuz kere yaparsan.
Tüm ölçülen değerlerin ortalaması = Gerçek değer (sabittir zaten, ortalaması da kendisidir) + tesadüfi hataların ortalaması
gibi bir denklem elde edersin.
Tesadüfi hataların ortalşamasının "0" olduğunu söylemiştim.
Buradan yola çıkarak sonsuz kere ölçüm yaparsan

Tüm ölçülen değerlerin ortalaması = Gerçek değer (sabittir zaten, ortalaması da kendisidir) + 0 olur
Bu da ölçülen değerlerin ortalaması = Gerçek değer olur.
Demek ki biz, sistematik hatalardan arınık bir ölçme yapsak ve bu ölçmenin aynısını sonsuz kere gerçekleştirsek, doğrudan elde edemediğimiz bişreyin gerçek puanına ulaşacaz. Bu puan zeka olabilir, başarı olabilir vs vs.
Burada devreye korelasyon giriyor. Şimdi burada anlatamayacağım ama herhangi bir ölçe teorisi kitabında rahatça bulabileceğin denklemlerden sonra
İki tane ölçmeden elde ettiğimiz puanın korelasyonu = gerçek puan ile bir tane ölçmeden elde ettiğimiz puanın korelasyonuna eşit oluyor.
Eğer biz tesadüfi hata hariç tüm hatalardan arınmış iki tane birbirine benzer (paralel) ölçme işlemi gerçekleştirebilirsek ve bu işlemlerde sonucunda elde edilen puanlarının korelasyonunu hesaplarsak ve bu korelasyon 1'e yakınsa;
Biz güvenilir bir ölçme gerçekleştirdiğimizi iddia etmiş oluyoruz.
Teori kökü bura.
Devamı ise vallahi çok uzun merak ediyorsan kaynak vereyim.
0
eulogy Perşembe, 21:34
İşte bu kadar ölçmeden anlıyorsun sen :)
Her ırkın iq ortalaması 100 çıkınca bu testlerin bunları eşit olduğunu iddia ettiğini sanıyorsun.
Şunun farkında değilsin ki, iq puanları ortalaması her zaman 100'dür. İşte normu bilmediğin buradan bile belli. Her normun kendi içinde iq puanlarının 100 çıkmasının, her normun eşit olduğu anlamına geldiğini sanıyorsun.
Sivrisineklere bildiğimiz iq testini yap, ortalaması 100 çıkacaktır (gerçi değişim gözlenmez ama şu an konusu değil). Şimdi bunu biraz düşün bakalım. Az da kitap oku.
Dünyada kime neye iq testi yaparsan yap, kendi normu içinde ortalaması 100 çıkar. Türkler, Almanlar, İnsanlar, Kangurular, Sandalye...
z puanı nasıl 0 ise, t puanı nasıl 50 ise, iq puanı ortalaması da her zaman 100'dür.
Çünkü iq puanı sadece ve sadece bireyin kendi normu içinde ortalamaya göre konumunu verir. iq puanı 90 olan bir birey, kendi normu içinde ortalamadan 10 puan geridedir. Gidip onu başka normlar ile doğrudan puan üzerinden karşılaştıramazsın.
İşte ortalamayı mal gibi karşılaştırma diye tonla yöntem geliştirirmiş, tonlar test geliştirilmiş.
0
eulogy Perşembe, 20:48
Boş yorumlara itibar etmeyiniz.
Araştırmayı yapan ekip zaten flyyn etkisinin etkisinin çalışmadığını, aksine tersine bir etki gösterdiğini belirtiyor. Zaten flynn etkisi dediğimiz şey bir gözlem, bir kanun değil, bir öngörü.
Üstüne araştırmayı yapan bilim insanları bu konuyu genetiğe değil,
çevresel faktörlere bağlamış.
quote:
Yapılan araştırmanın sonucu kadar bu sonucun sebeplerine ulaşmak da son derece önemli ancak bu konuda ciddi bir fikir ayrılığı mevcut. Norveçli araştırmacılara göre bu düşüşün arkasındaki en büyük etken çevresel faktörler. Genel olarak insanların yaşam tarzındaki değişikliklerin, eğitim sistemindeki değişikliklerin, okuma alışkanlıklarındaki düşüşün ve hatta çocukların günlük olarak bir ekrana maruz kalma sürelerindeki artışın da IQ puanlarında düşüşe neden olabileceği belirtiliyor.

Bir diğer görüş ise testlerin güncelliğini yitirdiğini ve çağdaş insanın zekasını kestiremediğini iddia etmiş
quote:
Diğer bir görüşe göre ise IQ testleri çağdaş insanların zeka seviyesini tahmin etmek için uyarlanmadı. Söz konusu IQ testleri çağdaş eğitim modellerine ve genç bireylerin yaşam tarzlarına daha az uygun olan akıl yürütme modellerini kapsıyor. Bu durumda IQ puanının düşmesi genç nesilden değil testlerin yapısından kaynaklanıyor.

Zaten dünyada hiç kimse zekayı dolaylı yoldan ölçen iq testleri ile genetik değişimi ispatlayamaz.En fazla iddia edebilir
Bir diğer konu ise bir testi standartize etmek işte bir norm çalışması demektir. İq testlerinin maddelerini kolaylaştırırsın (o kolaylaştırma da değildir, çünkü yeni nesilde maddeyi çözen oranı değişmez madde güçlüğü değişmez.) Günümüz deneklerinin ortalaması 100 olur. İşte bu bir norm çalışmasıdır. Bu yüzden zaten Standartlar ile Normlar bilimsel kitaplarda tek bir ünite olarak verilir.
Ben yukarıda alıntıladığım, haberde bilim insanlarının görüşlerine katıldım. Bence de ölçme aracı çağdaş insanın iq'sunu kestirmede yetersiz.
Bir diğer katıldığım fikir de normlardı. Normlar çevrenin etkisiyle, yaşantı ile değişmektedir, kültür ile değişmektedir. Örneğin son 10 yıldır analitik düşünmeyi ülkemiz gibi müfredatında daha çok yer veren ülkeler var. Bu ülkelerdeki tekrar belirteyim çevre etkisiyle değişen yaşam tarzlarına uygun ölçme araçları geliştirilmiyor.
İşte tam da bu sebepten normların değiştiğini aynı ölçek üzerinden ölçülen farklı tarihsel zamana ait bireyler arasında değişen madde fonksiyonu oluşabileceğini belirttim.
Üstelik sadece ingiltere'de ve Norveç'te gözlenen bu norm değişikliği için tüm insanlık hakkında yorum yapılamaz.
Daha bu ölçme araçlarının geçerliliğini konuşmadık bile. Muhtemelen yapı ve kapsam geçerliliklerinde sorun çıkacaktır zamanla.
Açarsın bir tane kitap öyle google'da bulunacak cinsten değil;


Standarts and Norms ünitesini okursun
Magnusson olur, Guilford olur, Lord olur Novick olur, tonla adam olur.
Norm ile zeka ölçeğinin ne alakası var gibi salakça bir soru sormazsın.
Zeka testleri evrensel testlerdir gibi salakça bir cümle kurmazsın.
Değişen yaşantı ile birlikte zeka testlerindeki 100 puan kabul ettiğin normalin (ortalama) de, norma bağlı olarak değişebileceğini farkedersin.
Ancak pişkin bir insan ölçme aracına toz kondurmaz, tüm değişkenlerin farkında olduğunu ve kontrol edebildiğini iddia eder. Suçu doğrudan ölçtükleri insanların zekalarına atar.
İki farklı norm arasında iq puanı farkı buluyorsan en son düşüneceğin şey testin iyi bir ölçme gerçekleştirdiği olmalı. Aklına çevresel faktörler, kültür, dil, normlar, ölçme aracının geçerliği, güvenirliği, faktör analizi sonucu filtrelediğin maddeler gibi parametrelerden önce genetik geliyorsa zaten hatanın kralını yapıyorsun demektir.
Sonra norm nedir, standart puan nedir, güvenirlik nedir, geçerlik nedir, ölçme nedir, psikolojik değişkenin doğası nedir, psikolojik değişkenleri ölçen araçlar ne söyler? bilmeden sağda solda yunanlılar salaktır, almanlar zekidir, ruslar embesildir diyerek gezinirsin.
Fotorğrafları neden paylaştın?
Çünkü adam standart puanlar ile normlar arasında ilişki olduğunu görsün, idrak etsin, öğrensin diye. Classic Test theory, Item Response Theory, Generalizability Theory gibi ölçme teorilerini kuran insanların kitaplarına Norm ve Standart diye bir ünite koyduğunu öğrensin. Şimdi bu şahıs iq puanlarının standart puan olmadığını da iddia eder, ben gerekli ünitelerin fotoğraflarını çekeyim. Orada da bir yüzüne vuralım bunu.
Bugün normal dağılımı sosyal bilimlerde kullanan ilk insan olan Quetelet'in ilk sorununun norm olduğunu öğrensin. Psikolojinin ölçme teorileri sayesinde, psikolojik değişkenlerin ölçülebilmeye başlandığı andan itibaren bilim olduğunu öğrensin.
0
John WICK Perşembe, 18:51
:d Tüm ırkların eşit zeka seviyesinde olduğunu söyleyen birisiyle birşey konuşamam malesef selam ve dua ile.
0
astralll Perşembe, 18:42
Testlerin sadece fikir verdigine inanırım... Zeka yani ruh ölçeklendirilemez...
0
Dürüstİnsan Perşembe, 14:15
Ben de bunu düşünüyordum. Rahata alışmış ve hayatımızı kolaylaştıran birçok cihaza sahip olduğumuz için beynimizi çok çalıştırmadan öğreniyoruz. Sürekli bilgi alışverişi içindeyiz ve gereksiz şeyleri de öğreniyoruz. Bir zaman sonra beyniniz sürekli onlara odaklanıyor ve tembellik oluşuyor. Beynimizi yeteri kadar kullanmıyoruz.
+1
AMC Perşembe, 14:07
Akilli telefona laf edenler genelde o telefonu alamayan insandir[:'(]
0
eulogy Perşembe, 13:51
Dostum ölçme teorisine girmişsin :)

Müsait bir zamanda ölçme teorisini basitçe anlatmaya çalışayım.
0
RevengeRain Perşembe, 11:34
İnsan ırkı yok oluş evresine çoktan girdi.
50 yul sonra doğan çocuklarda şuanki normal bir insanın IQ seviyesi olursa ona dahi diyeceğiz.
0
Hesher Perşembe, 11:31
aileler öyle zaten, sen bildiğini yap yanlışsa da kaybedeceğin bir kaç ay olur zaten
0
HiroRew Perşembe, 10:18
Daha da ekleyeyim de zeka testleri konusundaki geçersiz yorumlara kanılmasın:
"Flynn etkisi" denilen etki 20. yüzyılın başından itibaren gözlemlendi. O zamanlarda ör. on yıldan on yıla zeka testlerinin yeniden standardize edilmesi gerekiyordu çünkü yeni nesile eski testler uygulandığında, ortalama 100'den yüksek çıkıyordu. Testler de bu yüzden ortalama 100 olacak şekilde standardize ediliyordu. (Bunu "daha zorlaştırılıyordu" şeklinde de anlayabilirsiniz.) Yani, insanlığın ortalama iq'su yükseliyordu. (Dağılım grafiğinin üst ucu da geriliyordu ki bu "negatif flynn etkisi"nin işareti.) Son yıllarda yeni nesil bir önceki dönemde kullanılan testlerden ortalama olarak 100'den az puan almaya başladı; yani iq ortalaması eskiye göre düşmeye başladı. Bu duruma da daha önceki "flynn etkisi"nin tersi olduğundan "negatif flynn etkisi" deniliyor. Bu durum genotip ile ilgili; çevresel değil. Çevresel olumlu etki, yani tıbbi gelişmeler vb. ortalama iq'nun yükselmesine, yani "Flynn etkisi"ne yol açmıştı, şimdi derindeki genetik kötüleşmenin etkisi açığa çıkıyor.
+1
HiroRew Perşembe, 10:02
Önceki mesajdan devam: Zeka testleri güvenilirliğini ve anlamını kaybetmiş falan değildir ayrıca; insanlığın felakete yol alışının bir belirtisini ortaya çıkartmaktadır. Konu sonuçları bakımından karmaşık ve umutsuz bir konudur. Bu konuda "Idiocracy" diye bir fil bile yapılmıştı.
0
HiroRew Perşembe, 09:59
Bilinen bir konudur ve buna "negative flynn effect" yani "negatif flynn etkisi" denir. Popülasyonların iq'su düşük olankısımlarını doğurganlık hızı daha yüksek olduğundan popülasyondaki oranları artar; bu sebeple popülasyonların ortalama iq'ları son zamanlarda düşmaye başlamıştır. Sebep genetik yapıdadır; çevresel değildir. Bilinen ve üzerinde çok araştırma olan bir konudur. İnsanlığın ortalama iq'su 20. yüzyılın başından itibaren yükselmeye başlamıştı ve buna "Flynn etkisi" deniliyordu. Ancak tıbbi gelişmeler, beslenmenin bozukluklarının önlenmesi, vb. pozitif etkiler artık sınırına dayandığından doğurganlık hızı farkının yarattığı negatif etki iyice belirginleşmeye başladı. Bu etki aslında istatistiki olarak en başından beri biliniyordu ve söylenmişti; şimdi ayyuka çıkıyor.
+1
sendemail Perşembe, 09:47
Hocam bahsettiklerinizden dha ilk mesajınızdan itibaren istifade ettim ,gerçekten çok teşekkür ederim.
Bu zeka testleri hususunda şunları danışmak isterim.
Malumunuz ilgili sınama araçlarının sınanan kitlenin karakteristiğine ,zamanına gibi değerler ışığında yapılagelmnesinin tutarlılık açısından elzem olduğundan bahsetmiştiniz.
Örneğin bir senegalli için geçerli olan bir italyan için geçerli olamayabilir ,bununla birlikte 20 yaşındaki italyan ile 60 yaşındaki italyan içinde geçerli olamayabilir ,zira nesil farkı var ,bununla birlikte 20 yaşındaki italyan mario ile 60 yaşındaki Dante nin 20 yaşındaki hali ile aynı sınamaya teste tabi tutulmasının kusurlar arz edeceğini belirtmişsiniz.
Gerçekten enteresan bir yaklaşım hiç düşünmemiştim.
Ben bu tür testlerin hazırlanma aşamasında aşağıda sıralayacaklarımın dikkate alınıp alınmadığını merak ediyorumn.
Örneğin denek Banuyu ele alalım.
Banu 23 yaşında üniversite son sınıf öğrencisi bir kızımız olsun;
Banu diyelim ki "Test 23a " adlı bir zeka testine tabi tutulacak,
1-Banu'nun bu testi akşam çözmesi ile sabah çözmesi
2-Morali bozukken (Depresif diyelim) çözmesi ile kendini mutlu iken çözmesi.
3-Karnı aç iken çözmesi ile tok karnına çözmesi
Ve benzeri farklı durumlar farklı sonuçlar arz etmeyecek midir?
Yani Banu depresifken testte gösterdiği performans ,mutluyken gösterdiği performan arasında bir kalite farkı oluşmayacak mıdır?
Depresifken diyelim ki 70 puan aldı ancak aynı testten mutluyken 130 puan aldı gibi....
Bununla beraber disiplinli bir bünye duygu durumu ne olursa olsun aynı testten aynı puanı alabileceği ihtimali de söz konusu.
Yani çok sevdiği arabası tuzla buz olmuş Cemal testte bu maddi kayıp ışığında 110 puan elde ediyor ,fakat aynı puanı zararı tazmin edildikten sonra katıldığı testte de elde edebiliyor gibi bir sonuçla karşı karşıya kalınabilir pekala...
Ziyadesiyle duygusal zekanın bu ıq testine etkisi olup olmadığını anlamak istiyorum ,kanımca farklılık ortaya koyabilir gibi bir fikri öne sürüyorum.
Sizce de böyle bir durum söz konusu mu?
Eğer öyleyse bu tür testlere nasıl güveniyorlar.
Zira zeka objektif gerçekleri algılama düzeyi olarak tanımlarsak , bu algılama düzeyinin kalitesi de Zeka farkı ise ,
Kişinin özel durumu ,testin uygulama zamanı vb. hususlar test sonucunda farklılık göstermeyecek mi?
Lafı çok dolandırdım kusuruma bakmayınız , reel bir örnek vereyim , işe girecek olan aday perşembe sabahı aç karnına katıldığı testten 70 puan alıyor diyelim ,aynı kişi cumartesi öğlen aynı testten 110 puan alıyor ve işverenin barajını geçiyor diyelim?
Şu halde bu testin kalitesini sorgulamayabilir ancak perşembe günkü kişi gerizekalı iken cumartesi günkü kişi makul olmuş oluyor ,şu halde nasıl bir hüküm bağlayabileceğiz....
Umarım ifade edebilmişimdir.
Teşekkürler.
0
WarSaw Perşembe, 05:31
Kıraathanelerde kindar bir nesil yetiştirirsek sorun düzelir birde çanakkalede tekrar bir toz bulutuda geldimi tamamdır.
+1
eulogy Perşembe, 04:29
Tam olarak neyi sorduğunu anlamadım.

Şöyle açıklayayım.

Tarihsel zamandan kaynaklanıyor. Kültür dediğimiz şey sürekli değişiyor. Bu yüzden farklı nesilden aynı yaştaki bireylerin yaşantıları ve kültürleri birbirini tutmayabiliyor.

Norm diye bir kavram var. Örneğin tansiyon bir normatif puandır. Örneğin boy ortalaması normatif bir puandır.

Bir insanın 3.50 metre boyu olduğunda bu insana normal demeyiz. Bu normal dememeyişimizin sebebi tamamen insan boyu normlarından gelmektedir.

Bazı dangalakların düşündüğünün aksine normlar sadece biyolojik kavramlara ait değerler değildir. Yukarıda bahsettiğim üzere kültür normları da vardır.

Yine bazı dangalakların düşündüğünün aksine uyarlama çalışmaları sadece dil çevirisi olmaz. Ölçme aracı uygulanacak norma uygun hale getirilir. Sen bir zeka testini Türkiye'ye uyarladığında sadece dilini çevirmezsin, maddeleri teker teker Türkiye normlarına uydurmaya çalışırsın. Gerekirse madde çıkartırsın veya eklersin. Daha tonla basamağı var ve cidden zor bir iştir.

Bir zeka testi belirli bir norma göre hazırlanır. Ölçme aracını geliştiren kişi ilgili geçerlik güvenirlik çalışmasını yaptığı örneklemin normuna göre ölçme aracını geliştirir. Sonra bu ölçme aracı uyarlama çalışması ile (uyarlama çalışması bir norm çalışmasıdır) farklı kültürlere, farklı dillerde yeniden üretilir ve yeniden geçerlik güvenirlik çalışması yapılır.

Habere gelirsek;

Kültür günümüzde en hızlı değişen normlardan biridir ve benim düşünceme göre zeka testi ilk ölçülen bireylere avantaj sağlamaktadır. Bu değişen madde fonksiyonu kavramı ile açıklanabilir.

Yani testi ilk uygulanan bireylerin normlarına daha uygundur, sonradan kültür değiştikçe ölçme aracı hafiften doğru ölçmemeye başlamıştır. Muhtemelen ölçme aracında kusur vardır.

Dangalaklık şuradadır: Norm deyince aklına değişmeyen ve biyolojik değişkenlere ait değerler geliyorsa o insan dangalaktır. Bu insanlar normdan bahsedince insan kuş gibi uçamaz gibi aptalca şeyler söylerler. Çünkü bu insanlar normu sadece biyolojik değişkenlerde var olduğunu zannederler. Oysa norm dediğimiz şey hemen hemen her bilim dalında bulunan değişkenlerde vardır.

Zeka testleri evrenseldir diyen adam psikoloji bilmiyordur, ölçme bilmiyordur. Allah korusun bunlara uyarlama çalışması yaptırmayınız. Sadece türkçeye çevirip doğrudan uygular, bireyleri katleder.
0
sendemail Perşembe, 03:34
Ben de aynını düşünüyordum ,iyi sorular , bilen bir arkadaş cevap verebilir mi?
Teşekkürler.
0
eulogy Perşembe, 02:43
Sen şu an klasik bir cahilin yaptığını yapıyorsun. Tartışmayı kazanmaya çalışıyorsun. Hem de 0 bilgiyle.
Ne konu hakkında fikrin var, ne konu hakkında bilgin var. Şurada basit bir ölçme işlemini sorsam; örneğin paralel ölçmeler arasındaki korelasyonun yüksek olmasının, ölçülen puanın gerçek puana yaklaştığının göstergesi olduğunu bir kaç ufak denklemle göster desem yapamazsın.
Bu bahsettiğim şeyi bir psikometri uzmanının bilmesini bırak her hangi bir ölçmeci bile bilir. Bunu bile bilmediğine eminim.
Sağdan soldan ordan burdan normlama diye bir kelime duydun veya biliyosun. Sadece tahmin ediyorum, normlama kelimesini ya ekonomi okudun orda duydun, ya genetik okudun ne bileyim ya da ilaç sanayide çalışıyorsun... Onu ölçmedeki norm, uyarlama veya geçerlik güvenirlik çalışması zannettin. Sonra morarınca da işi laf kalabalığına vurdun.
Sana bir tane normlama ile ilgili makale getir dedik. İçinde normlama kelimesi geçen bir ölçme aracı geliştirme çalışması bir norm çalışması getir dedik. Görmezden geliyorsun çünkü işine gelmiyor.
Ben senin bahsettiğin Freud, Jung ve Piaget'i bile bilmediğinden veya yüzeysel bildiğinden eminim.
Zeka'nın ne olduğunu ve nasıl ölçüldüğünü de bilmediğinden eminim. Çünkü bilen insan bu konu hakkında konuşur azıcık da olsa bilgi verir.
Birisi sana ölçme teorisiyle ilgili bir şeyler söyle de bildiğini anlayalım diyor. Tek kelime etmiyorsun.
Muhtemelen ölçmenin bir teorisi olduğunu hatta birden fazla teorisi olduğunu bugün benden öğrendin.
Şimdi desem ki psikolojik değişkenlerin sürekliliğini ispatla veya tarihsel gelişimini göster. Bunu da yapamazsın çünkü konu hakkında fikrin yok.
Sadece laf salatası yapıyorsun. Sonuçta bu ülkede Celal Şengör'e jeoloji öğreten tarih öğretmeni vardı ve sadece laf dalaşıyla tartışmayı kazandığını düşünüyordu. Bu yüzden senle tartışmıcam. Ne yazdıklarıma cevap veriyorsun, ne konuyu tartışıyorsun. Ben de konu hakkında en ufak fikrim olmasa konuyu tartışmaz böyle laf dalaşına girerdim.
Gelip sana ne kadar cahil ve ne kadar troll olduğunu anlatmakla vakit kaybetmicem. Çok alışığım bunlara. Zamanında Annihilator diyordu da sana; inanmıyorduk, "Ne konuştuğu hakkında ne bilgisi var ne fikri var" diye. Adam baştan sona haklıymış.
şimdi ne saçmalıyosan saçmala. Hadi Bye bye.
Bir şey daha ekleyeyim: Adama bu benim işim, mesleğim yazdım diye bunu narsistlik saydın. Bu bence senin ezikliğin. Çünkü "bu benim işim" cümlesinde ufacık bir narsistlik dahi yok.
0
Mete Can Karahasan Perşembe, 01:52
Ona bakarsan Einstein da basitçe anlatamadıysan iyi bilmiyorsundur demiş, hadi bakalım hangimiz daha basit izâh edebiliyoruz boy ölçünü görelim...
0
eulogy Perşembe, 01:40
Yine sıfır bilgiyle laf çevirerek boş konuşma. Onca şey söyledik ısrarla görmemezlikten geliyor.
Ne bir ölçme teorisi biliyorsun, ne ismini biliyorsun, ne de bu konuyla ilgili her hangi bir fikrin var. Sadece boş yaparak üste çıkmaya çalışıyon.
Zaten tartışma üslubunu ekran kartı forumlarından biliyoruz, seni muatap alan da hata...
Sen psikolojik değişkenleri ölçmeyle uğraşan kişinin mesleğini öğrenene kadar seninle muatap olmucam.
Boşuna dememişler Türkiye'de her şey olursun ama rezil olmazsın diye.
0
ESER14 Perşembe, 00:53
Bizim işçilerden birisi 2 basamaklı sayıları kafadan çok hızlı topluyor. Hatta 3 basamaklı olanları da ortalama bir insandan çok daha hızlı toplayabiliyor. Müdür duydu o da sordu şaşırdı kaldı. Kendisi vasıfsız ve öyle parlak zekalı birisi değil.

Biraz araştırdım ki kendisi 15 seea kahvehane işletmiş ve iskambil kapıtlarıyla çok fazla haşır neşir olmuş. 51 oynarmış ekibiyle. Anladım ki bu oyun ona böyle bir toplama yeteneği kazandırmış.

Önceden hesap makinesi her zaman olmazdı şimdi herkesin cebinde. Dolayısı ile hedap yapmak için beynimizi geliştirme gereği duymuyoruz.

Değişen şartlar zekanın gelişim yönünü değiştireceğinden eski ile yeniyi kıyaslamak aldatıcıdır düşüncesindeyim.

Kendim sayısal mezunuyum ( tam 20 sene öncesi). 2018 LYS (liseye giriş sınavı) sayısal sorularına bakayım dedim 8 soruya dayanabildim 5 doğru 1 boş 2 yanlış. Sorular alışık olduğumuzdan çok farklı. Mutlak sonuç yerine en az, en fazla gibi sorular var. Soru yapıları çok değişmiş.
0
tunawa Perşembe, 00:39
Mesela adamlar amerikda 18 yaşında şirket kuruyor ben site kurmaya çalışıyyorum www.tunawa.com gidip aileme anlatıoyrum napacağımı kimse dinlemiyor destekçi olan yok. sen okuluna odaklan bırak bu işleri paranın peşindenmi mi koaşan diyor.. yani iş veren değil köle olmamı istiyorlar
0
Mete Can Karahasan Perşembe, 00:27
Yanlışın var, senin sadece psikolog olmadığını söyledim. Gördüğün gibi önerme tutarlılık arz ediyor.
Sen de Piaget'den o kadar habersizsin ki, toplum hakkındaki düşüncelerini kpss sınavlarında öğreneceğini sanan bir cahilsin. Piaget acaba geç bitirenler olarak mı bakıyormuş 11-15 yaş seviyesine ulaşamayanlara - bunu duyunca kahkahayı bastım açık söyliyim.
0
imagineod Perşembe, 00:02
Çağımızda sürekli hazır yaşıyoruz o da var.Mesela kitap okumak yerine instagram postları okuyoruz.Daha kısa sürede daha çok tatmin veriyor.Emeğe gerek yok.Bu da tembelleştiriyor ve zekayı düşürüyor.
0
eulogy Çarşamba, 23:59
Şu an ne kadar boş yaptığını anladım.
Sırf boş anlamsız laflarla üste çıkmaya çalışıyorsun.
Benim düşünceme göre bir beyinsiz ancak piaget'i kendisi bildiğini zanneder.
Çünkü piaget'in bilişsel gelişimi her yıl kpss de sorulur ve bunu neredeyse tüm Türkiye bilir. Hani ilk okul çocuğu 2x2=4 ü öğrenir de bir tek kendisi biliyor zanneder ya.

Piaget'in bilişsel gelişimi zeka üzerine kurulu değildir. Olgunlaşma, yaşantı sosyal gelişim gibi değişkenler üzerine kuruludur.
Piaget senin dediğin gibi, bilişsel gelişimini geç tamamlayan insanlara düşük zekalı demez, gelişimini geç tamamlıyor der.
Sırf laf salatasısın. Yukarıda 3000000 tane hatanı gösterdim, 30000 tane cahilliğini gösterdim hala ucuz şeylerle kendini avutmaya çalışıyon.
Bir normlama vardı ne oldu ona? Makale bulamadın mı?
Zeka testlerini psikolog uyguluyordu ne oldu onlara?
Şurada ölçme teorilerini sorsam ve sana 1 hafta versem sayamazsın aslan parçası. Ben o kitapların hepsini eksiksiz hatim indirdim kaç kere. Sen ise sana 1 ay süre versem kitapları bulmayı bırak sayamazsın. Şurda sana ölçme üzerine 1 tane soru sorsam 1 ay araştırsan cevabı bulamazsın. Gelip yarı cahil bilginle laf salatası yapıyorsun. Mesleği psikolojik değişkenleri ölçmek olan insana da (bu mesleğin adını bilmediğine de eminim) ölçme öğretmeye kalkarsın.

Adam piaget'i öğrenmiş alkışlayın lan, kendini derin bilgiye sahip sanıyor.
Allah bilir sen şimdi Bruner de biliyordursun. Vallahi helal sana.
+1
Mete Can Karahasan Çarşamba, 23:44
Sen farkettiysen, sadece kendi söylediklerine dikkat gösterebiliyorsun. Bu şekilde tartışmanın tek taraflı bir üstünlük mücadelesine döneceği aşikar. İlk mesajımda zaten tanıyı koymuştum. Genelde bu, çözümsüz bir durum deniyor. Daha dur sen, belki sana bile yetişir tedavisi.
Not: mesajlarını okudukça da daha büyük zırvalar görüyorum. İnsanlar soyut düşünmeye 11-15 yaşları arasında ulaşmazlar. Tam tersine, zeka yaşı 11-15 olan kimseler soyut düşünebilirler. Hiç Piaget'nin adını duymuş muydun? Zır cahillik seziyorum...
0
eulogy Çarşamba, 23:34
Yav arkadaşım zeka ölçümünde normlama diye bir kavram yok. Norm çalışmasında normnlama diye bir kavram yok.
Senin o bahsettiğin normlama matematikte istatistikte olan bir kavram, Felsefede olan bir kavram.
Daha ne okuduğunun ve ne konuştuğunun farkında değilsin. İstersen bir de iktisattaki norm çalışmalarına bak.
Boş konuşuyonuz.
Hadi sen dön amd forumlarına orayla ilgilen. Bilmediğin konularda konuşma.
Basit bir soru sordum.
İçinde normlama kelimesi geçen bir tane zeka ölçeği çalışması göster. Bir tane.
Arkadaşım Freud'u lise eğitimi gören çocuk bile biliyor. Bari daha değerli bir şeyler yaz da öyle kendimizi cahil ilan edelim.
Allah bilir sen şimdi Einstein'ı falan da biliyorsundur. Vallahi helal olsun, bu kadar bilgi birikim, okyanus maşallah.
+1
Mete Can Karahasan Çarşamba, 23:31
Mantık boşluklarını kendi varsayımlarınla doldururken çok ilginç kapıları açık bırakıyorsun kendi zihninin işleyişine yönelik. Neyse canım, Freud sürçmelerini bilmeni beklemeyelim, çok cahiliz nasıl olsa.
0
eulogy Çarşamba, 23:25
En azından normlama ile normun farkını biliyorum.
Normlama ile norm çalışmasının farkını biliyorum.
Yukarıda bahsettiğim şeyin normlama olduğunu zannediyor. Adam ciddi ciddi bir zeka testindeki norm çalışmasının normlama olduğunu zannediyor. Heralde ikisinde de norm geçiyor diye :)
Zeka ölçen insanı da psikolog zannetmek ayrı cehalet.
Ne oldu yedek hesaptan asıl hesaba mı geçtin?
Allah aşkına bana bir tane içinde normlama kelimesi geçen norm çalışması göstersene?
Sen neye normlama diyorsun bir açıklasana?
+1
cakiyyyy Çarşamba, 23:17
Steve Jobs adamdır !
0
Mete Can Karahasan Çarşamba, 23:11
Hemen narsistik defanslara geçtin. Sen de normlamanın mantık hatasını bilmiyorsun. Balıktan kuş, kuştan balık olmaz. Tıpkı senden de psikolog olmayacağı gibi...
0
Dovahkiin Çarşamba, 22:56
İlginç bir haber olmuş. Yiyeceğe, kitaba, bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla IQ artar demiş Flynn. Ama bir noktadan sonra tersine dönüyor demek ki. Lezzetli ama besleyici olmayan yiyecekler, akıllı telefonlar yüzünden bilgiyi akılda tutmaya gerek kalmaması ya da kitap okumak yerine beyni hiç yormayan aktivitelere yönelmek gibi değişiklikler zekâyı köreltiyor mu?
+1
mavizaman Çarşamba, 22:45
teknoloji ters tepiyor olabilir.
+1
eulogy Çarşamba, 22:04
Dostum öncelikle zeka kalıtım + çevrenin bir ürünü. Ayrıca doğrudan yaş değişkeninden etkileniyor. Tamamen bu sebepten.
Örneğin insanlar soyut düşünme yeteneklerini 11-15 yaş arasında kazanmaya başlıyorlar. Bu yüzden ilköğretimde x bilinmeyeni yerine kutucuk veya a yerine elma var. Şimdi soyut düşünebilen bir insanla düşünemeyen bir insanın zekasını aynı test ile ölçemezsin. Bunun gibi çok fazla örnek verilebilir.
Benim anlatmak istediğim ise başka bir şey.
Bugün normatif puan üreten testler yani normatif testler denilince akla ilk zeka testleri gelir. Zeka testleri bulundukları normlara bağımlıdırlar.
Dil, kültür, inançlar, değerler, yaş gibi değişkenler doğrudan bu normları etkilerler.
Örneğin yanlış hatırlamıyorsam bazı küçük asya ülkelerinde üçgen şekli, insanların inançları açısından kötü bir şey ve çocuklara göstermiyorlar. Demeki ki bu normun zekasını ölçmek için bir norm uyarlama çalışması, üstüne geçerlik güvenirlik çalışması şart. Yoksa örneğin Nepaldeki bir çocuğun içinde üçgen geçen bir madedeye farklı bir tepki gösterebilir.
Aynı şekilde örneğin 1980 normu ile 2020 normu aynı değildir. Yukarıda tartışılan olay da bundan ibaret.
Acaba normlar aynı ve gerçekten zeka mı düştü yoksa norm değişti ve zeka testi çağdaş çocukların davranışlarını güvenilir bir şekilde ölçemiyor mu?
Genelde cevap hep 2. seçenektir çünkü 1. seçeneği kanıtlamak veya uygulamak imkansıza yakın derece de zordur.
Ayrıca zeka tek bir doğru üzerinde bir değişken değildir. Birçok boyuta sahiptir. En bilineni bilişsel, duyuşsal ve psikomotor boyutlarıdır fakat faktör analizinin yapısı gereği 10 boyut bulan da var. Ruminasyon ile zeka arasında korelasyon bulan da var. Doğrudan ölçülemeyen bütün değişkenleri doğası bu şekilde.
Bireyin zeka düşüklüğünü tespit etmek kolayken, grubun veya normun zeka düşüklüğünü tespit etmek çok çok çok büyük bir iddia'dır. Muhtemelen de dayanakları yetersizdir. En son bu işlere 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında ırkçı bilim insanları girmişti. Bir ırkın diğerinden daha zeki olduğunu tamamen kendi normları uygun ama sevmedikleri ırkların normlarına ters testlerle ispatlamaya çalışıyorlardı.
Kültürel normları çabuk ve kolay yoldan farkedip çözebiliyorken yani ölçeğin norm çalışmasını becerebiliyorken tarihsel zamana ilişkin normlarda malesef dünyaca bu kadar başarılı değiliz.
1980 yılındaki bir çocuğun üçgen + kare + üçgen kombinasyonuna bakması veya algısı ile günümüz çocuğunun aynı değil.
Örneğin 1980 yılındaki çocuk üçgen kare gibi şekilleri çizerek öğreniyorken ve çizdiği için kenar ve köşe sayısına odaklanıyorken, bu işi, 2030 yılında bilgisayardan tek tuş ile yapan çocuk kenar sayısına bu kadar çok odaklanmayabilir.
1980 de bir çocuk yuvarlağı bir şekil olarak görürken, 2030 yılındaki çocuk sadece klavyede bir harf olarak görebilir.
örneğin wisc-r'ı 1500 veya 3500 yıllarında bir çocuğa uygularsan muhtemelen düşük zekalı çıkacaktır.
Ya da futbolla ilgili bir maddede kızların ve erkeklerin tepkileri farklı olacaktır ki bu tamamen değişen maddde fonksiyonunun konusu.
0
Hesher Çarşamba, 21:42
quote:
Orijinalden alıntı: eulogy

Öncelikle yukarıdaki haberin 3. bölümünde anlatılan şeyler bir tartışma konusu değil.
Iq testlerinden elde edilen puanlar normatif ve standart puanlardır, doğrudan norma bağlıdırlar. Norm değiştikçe eski norma bağlı testler de değişmektedir yoksa ölçme aracı eskimeye yüz tutar ve güvenilir bir ölçüm gerçekleştiremez.
Bu zaten iq testlerinin doğasında vardır. Yeni bir şey değildir.
Örneğin 2. dünya savaşında amerikaya göç eden polonyalı ve rus mülteciler üzerinde amerikan ordusu zeka ölçümleri yapmış ve hepsini düşük zekalı olduğunu tespit etmiştir. Sonradan anlaşılmıştır ki uyguladıkları testin normları kuzey doğu amerika normları. Sonra doğru normu oluşturduktan sonra güvenilir ölçümleri yeniden gerçekleştirmişlerdir.
Şimdi gelelim habere;
Öncelikle şunu bilmek gerekir ki bir iq testinin ortalaması her zaman 100'dür. Eğer bir iq testinin ortalamasını örneğin haberdeki gibi 93 bulmuşsan (ki bulamazsın) o zaman eski normu yeni çocuklara uygulamışsın demektir. Ya da eski normdaki çocuklar ile yeni normdaki çocukları tek bir örneklemde tutmuşsun ve örneklemi yanlış belirlemişsin demektir.
Çok bilinen ve karmaşık bir konu. Öncelikle psikolojik değişkenlerin nasıl ölçüldüğünü bilmek gerekir ve ölçme sonucunun ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Dünyada hiç bir yerde ortalamalar böyle doğrudan karşılaştırılmaz.
Zeka ölçümü dediğimiz şey zaten bir teoriye dayanıyor ve o teorinin kökü tamamen göreceli olan ortalamadan geçiyor. Sen zaten eğer ortalamayı 93 bulduysan teoriyi yanlış uygulamışsın standart puanı yanlış elde etmişsin demektir.
Özetle: Norm değişimi olduğu çok açık, bu sürekli olan bir şey. Zaten zeka testlerinin eskimemesi gibi bir durum sözkonusu olamaz. Örneğin Çukurova normu ile toronto normunu bir tutarsan olacak olan budur. Aynı 1980 normu ile 2010 normu gibi.
The Times malesef popülist ve bilinen bir yaklaşımı yeniymiş gibi tekrar tartışmaya sunuyor. Eminim ki testleri yapan bilim insanları da bu durumu çoktan testlerin yapısına bağlamışlardır.
Aynı her 2 yılda bir burçların tarihleri değişti ve süreleri değişti tarzı bir haber bu.
Bir psikolojik değişkeni asla uzunluk gibi cetvel ile doğrudan ölçemezsin. Psikolojik değişkenler dolaylı yoldan yani davranışlarla ölçülür.
Aynı şekilde bir psikolojik değişkeni sonsuza giden bir doğru olarak düşün. Bu doğru üzrinde 0 noktasını asla tespit edemessin.
Aklına şu soru geliyor: Bu doğru üzerinde hiç referans noktası yoksa örneğin zeka puanını neye göre yerleştiriyorlar.
Ortalamaya göre yerleştiriyorlar. Ortalama referans noktası olarak alınıyor. Her bir bireyin doğru üzerindeki gerçek konumu bilinmese de ortalamaya göre konumları tespit edilebiliyor.
Bu iş puanların standartlaştırılması ile oluyor. İster 0 olsun ister yüz olsun ister 1000 olsun ortalama bireylerin ortalamaya göre konumları değişmiyor.
Yani sen aslında bireyin zekasının gerçek puanını değil; bulunduğu grubun içindeki (kimden ne kadar daha zeki kimden ne kadar zeki değil) konumunu bulabiliyorsun.
Örneğin sıcaklık için bu böyle değil, çünkü sen sıçaklık ile ilgili bir referans noktası bulabiliyorsun. Örneğin -273 derece. Bundan sonra elde ettiğin tüm ölçümleri bu - 273 dereceye göre konumlandırıp gerçek değerini bulabilirsin. Fakat zeka böyle değil hiç ama hiç bir referans noktası yok. Bu durumda bireylerin ortalamasını referans kabul edip bir bireyin puanını ortalamaya uzaklığından ve yönünden yorumlayabilirsin. Uzaklık için de varyans kullanıyorsun. Bu yüzden bir bireyin zekasını ölçmek için bir kendisi gibi olan bir grubun içinde yer alması lazım. İşte bu gruplar birbirinden farklı olduğu için norm kavramı ortaya çıkıyor.
Sen bireyi ait olmadığı bir norm ve ait olmadığı bir grup içinde ölçersen muhtemelen gerizekalı çıkacaktır ki hayatınınj hatasını yaparsın.
Özetin özeti: Zeka ile ilgili ölçme araçları eskiyor; geçerlik ve güvenirliklerini kaybediyor. Bu durum her zaman olan normal bir durum.


Peki hem orta yasi hem gencleri neden ayni teste sokup sonuca bakmiyoruz?
+1
Hesher Çarşamba, 21:42
Peki hem orta yasi hem gencleri neden ayni teste sokup sonuca bakmiyoruz?
0
dr20mouse Çarşamba, 21:29
Kolay hayatlar insani tembellestirir. Burasi donanim sitesi olduguna gore malum markanin isletim sistemide yeni nesile tembellesmeleri icin yardim ediyor.
0
joven Çarşamba, 21:21
Dh forumlarında açılan başlıkları görünce %7’den fazla diye düşünüyorum.
0
simbolmina Çarşamba, 21:12
Aptallaşarak ölüyoruz kısaca
0
WB Çarşamba, 20:58
Hizli trenin komurle calistigini sanan bireylerin yuzbinlerce takipci alabildigi bir dunyada normal degil mi
0
eulogy Çarşamba, 20:45
Arkadaş işte buna gülüyorum ben ya.
Arkadaşım benim işim bu işim. Mesleğim bu. Zeka ölçmek.
Git mal mal bilgilerini başka kişiye anlat.
Daha normun ne olduğunu, norm çalışmasının ne olduğunu bilmiyor, gelmiş bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Al şu kitaptan ünite 4 - 5 oku.
https://books.google.com.tr/books?id=Yx1GJqOS1VAC&printsec=frontcover&dq=Standardization+and+Norms+of+Psychological+Tests&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwitlPOIntHbAhUhYpoKHVpfDNkQ6AEIJzAA#v=onepage&q=Standardization%20and%20Norms%20of%20Psychological%20Tests&f=false
+2
Durum Üyeyim Üye Değilim
E-Posta
Mesaj