Türkiye’de elektrikli araç ekosistemini doğrudan ilgilendiren Şarj Hizmeti Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapıldı. Yeni düzenleme, hem kullanıcı deneyimini hem de sektörün işleyişini daha şeffaf ve rekabetçi hale getirmeyi hedefliyor.
Yapılan değişikliklerle birlikte yönetmeliğin kapsamı genişletildi. Artık mobil şarj istasyonları, akıllı şarj sistemleri ve şarj ağları arasındaki “roaming” (ortak dolaşım) anlaşmaları da açık şekilde tanımlanıyor. Bu sayede farklı şarj ağı işletmecilerinin kullanıcıları, diğer ağlardan da hizmet alabilecek.
50 kW üzeri DC şarjda kredi kartı veya temassız ödeme
Fiyatlandırma tarafında ise kullanıcıları koruyan net kurallar getirildi. Şarj hizmeti yalnızca kWsa bazlı ücretlendirilecek; bağlantı, başlatma veya ekipman kullanım bedeli gibi ek ücretler talep edilemeyecek. Ayrıca sadakat programı olan kullanıcılarla diğer kullanıcılar arasındaki fiyat farkı %25’i aşamayacak.
Şarj ağı işletmecisi tarafından kullanıcıya önceden bilgi verilmesi şartıyla DC şarj ünitelerinin kullanımı kapsamında araç batarya doluluğu %85 ve üzeri olan elektrikli araçların şarj hizmeti sonlandırılabilecek.
Mobil şarj istasyonları da artık resmen sisteme dahil edildi. Yeni düzenleme ile şarj ağı işletmecileri mobil şarj hizmeti sunabilecek ve bu istasyonlar da şarj ağının bir parçası olarak değerlendirilecek. Bu durum, özellikle sabit altyapının yetersiz olduğu bölgelerde önemli bir esneklik sağlayacak.
Bilgi güvenliği ve şeffaflık da yeni yönetmeliğin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Şarj ağı işletmecilerinin sistemlerini ISO 27001 standardına uygun hale getirmesi zorunlu olurken, tüm istasyonların konum, fiyat ve müsaitlik bilgileri merkezi bir platformda yayınlanacak.
Yeni düzenlemenin büyük bölümü yürürlüğe girerken, bazı kritik maddeler ise 1 Temmuz 2026 itibarıyla geçerli olacak. Bu süreçte sektör oyuncularının yeni kurallara uyum sağlaması bekleniyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: