SpaceX ve Blue Origin, roketlerin Dünya’dan tam dolu yakıtla kalkış yapmak zorunda kalmadan yörüngede yeniden yakıt ikmali yapabileceği sistemler geliştiriyor. İlk kez 1960’larda ortaya atılan bu konsept, günümüzde özel uzay şirketleri tarafından gerçeğe yaklaştırılıyor.
Yakıt yükü en büyük engel
Uzay yolculuklarının en ağır yükü her zaman yakıt oldu. Örneğin Apollo programında kullanılan Saturn V roketi, 2.965.000 kilogram ağırlığa sahipti ve bunun yüzde 85’i yakıttan oluşuyordu. Eğer araçlar yörüngede ikmal yapabilirse, çok daha büyük yükler ve daha fazla mürettebat, düşük maliyetle uzayın derinliklerine taşınabilir.
Eski Boeing mühendisi Dallas Bienhoff’a göre, yeniden kullanılabilir roketlerle birleştiğinde bu yöntem maliyetleri düşürecek ve uzay araştırmalarında yeni bir çağ başlatacak.
NASA, bu soğutma konusunda geçtiğimiz haftalarda bir atılım da gerçekleştirmişti. Gerçekleştirilen bir testte iki kademeli kriyojenik soğutma sistemi sayesinde yakıtları yıllarca kayıpsız saklayabileceği kanıtlanmıştı.
Öte yandan Blue Origin CEO’su Dave Limp, şirketin yakıt kaybını engelleyecek donanımda ciddi ilerleme kaydettiğini açıklasa da uzmanlar bu sürecin hala büyük belirsizlikler içerdiğini belirtiyor.
Blue Origin ise farklı bir yaklaşım benimsiyor. Dev roketleri New Glenn ile bir “taşıyıcı” sistem kurulmak isteniyor. Taşıyıcı, yakıtı Dünya yörüngesinde alıp Ay yörüngesine taşıyacak ve başka bir gemiyle gelen mürettebat için ayrı bir iniş aracı hazırlamak için kullanacak. NASA, Artemis programı kapsamında bu yöntemi de değerlendiriyor.
Uzay sektöründe bazı uzmanlar bu teknolojilerin kısa vadede hazır olmayabileceğini söylese de hem Musk hem de Bezos projelerini hız kesmeden sürdürüyor. Musk yıllardır yörüngede yakıt ikmalini, Mars yolculuklarının vazgeçilmez anahtarı olarak görüyor. Ancak kendi ifadesiyle, 2026’da Mars’a Starship gönderebilme ihtimali “çok düşük”.
Eğer SpaceX ve Elon, 2026’daki hedefi ıskalarsa bir sonraki olası fırlatma için uzun bir süre beklemek zorunda. Zira Dünya ve Mars sürekli birbirinin etrafında “en uygun” konumda değiller. Mars, Dünya’dan daha yavaş döndüğü için, iki gezegenin birbirine en yakın hizalanması yaklaşık 26 ayda bir gerçekleşiyor. Bu “fırlatma penceresi” dışında yapılan yolculuklar, çok daha uzun sürüyor ve devasa yakıt maliyeti gerektiriyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
dinimizi robotlardan öğrenecek değiliz
tüm sistemini hırsızlık üzerine kurmuş bir ülkeden bahsediyoruz, şaşırmadım