İşte NIRCam ve MIRI ile kızılötesinde iki farklı görünüm:
PMR 1 bulutsusu ilk olarak on yıldan uzun süre önce Spitzer Uzay Teleskobu tarafından kızılötesi ışıkta tespit edilmişti. Ancak Spitzer’in teknolojik kapasitesi, yapının karmaşık iç bölgelerini ayrıntılı biçimde çözümlemek için sınırlıydı. Webb’in daha gelişmiş dedektörleri ve geniş dalga boyu kapsaması, aynı nesnenin farklı katmanlarını adeta iki ayrı gözle incelemeye olanak tanıyor.
Webb’in Yakın Kızılötesi Kamerası NIRCam ve Orta Kızılötesi Enstrümanı MIRI tarafından elde edilen görüntüler, bulutsunun iki farklı yüzünü ortaya koyuyor. Yakın kızılötesi spektrumda dış kabarcığın beyaz bir kenara sahip olduğu ve iç bulutların turuncu tonlarda göründüğü tespit edildi. Merkezden dikey olarak geçen belirgin koyu şerit, yapının iki yarım küreye ayrılmış beyin benzeri görünümünü tanımlıyor.
Orta kızılötesi gözlemlerde ise tablo belirgin biçimde değişiyor. Dış kabarcık mavimsi bir ton alırken, iç bulutlardaki madde yoğunluğu daha parlak ve açık beyaz şekilde öne çıkıyor. NIRCam görüntülerinde daha fazla yıldız ve arka plan galaksisi seçilebilirken, MIRI verilerinde kozmik tozun parlaması daha baskın hale geliyor. Bu fark, farklı dalga boylarının uzaydaki maddeyle etkileşiminin bir sonucu. Kısa dalga boyları yıldız ışığını daha net gösterirken, daha uzun dalga boyları toz ve soğuk gaz yapılarını belirginleştiriyor.
Webb’in bu gözlemi, yalnızca estetik açıdan çarpıcı bir görüntü sunmakla kalmıyor; aynı zamanda yıldızların ölüm sürecine dair veri tabanını genişletiyor. Uluslararası bir program kapsamında Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı ortaklığıyla yürütülen görev, böylece farklı ajansların teknik katkılarını bir araya getiriyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: