Saildrone’un filosunda farklı boyut ve yeteneklere sahip üç ana sınıf bulunuyor:
-
Explorer (7 m): Küçük ama dayanıklı bu gözetleme aracı, tamamen güneş ve rüzgâr enerjisiyle çalışıyor; 365 güne kadar sahada kalabiliyor.
-
Voyager (10 m): Daha büyük gövdesi sayesinde radar, kameralar ve sonar gibi daha ağır sensörler taşıyor.
-
Surveyor (20 m): Amiral gemisi niteliğinde. Kongsberg EM multibeam sonar ve ADCP gibi ileri seviye haritalama sensörleri taşıyor. Bu sayede enerji şirketlerinin kablo projeleri veya donanmaların haritalama operasyonları için yüksek doğruluk sağlıyor.
Araçlar normalde yaklaşık 2 kW sürekli enerjiyle çalışıyor; kısa süreli yüksek ihtiyaçlarda ise 4 kW’a kadar tepe yüke çıkabiliyor. Bu güç, rüzgâr yelkeni ve gövdeye yerleştirilen güneş panellerinden sağlanıyor. Voyager ve Surveyor modellerinde buna ek olarak 78 beygir gücünde bir dizel jeneratör de yer alıyor. Bu hibrit yapı, yoğun sensör kullanımı, düşük güneş ve rüzgâr koşulları veya yoğun deniz trafiği gibi durumlarda ek enerji sağlayarak araçların uzun süreli görevlerde performans kaybı yaşamamasını sağlıyor.
Saildrone'un Su Üstü Dronları Savunma Sanayisinde de Kullanılıyor
Saildrone, bu su üstü dronları ilk aşamada iklim ve çevre araştırmaları için geliştirmiş olsa da son dönemde savunma sanayisinde de rol almaya başlamış durumda. ABD Sahil Güvenlik ve ABD Donanması için çeşitli su üstü dronları tasarlayan şirket, bunun yanı sıra dünyanın dört bir yanından devletler ve şirketlerle de iş birliği yapılıyor. Örneğin Danimarka, kritik altyapısını gözetlemek amacıyla kısa süre önce Saildrone USV’lerini test etmeye başladı.
Ancak bu dronların başka ülkeler tarafından kullanılmasının ne kadar güvenli olacağına dair soru işaretleri de mevcut. Çünkü veri aktarımı şifreli uydu bağlantıları (Iridium/VSAT) üzerinden yapılıyor ve Saildrone tüm verileri özel bir Mission Portal üzerinden teslim ediyor. Tüm verilerin ABD merkezli bir şirketin elinden geçiyor olması, hâliyle bu verilerin güvenliğine dair endişe yaratıyor. Sonuçta kritik altyapıları gözetleyen dronların verileri yabancı bir şirkete gönderilmiş oluyor. Buna karşın Saildrone ise tüm verilerin şifreleme ve güvenlik sertifikalarıyla korunduğunu vurguluyor.
Saildrone'un filosu hâlihazırda 140’tan fazla araçtan oluşuyor. Farklı boyutlardaki modeller, bilimsel araştırmalardan savunma görevlerine kadar çeşitli operasyonel senaryolarda kullanılıyor. Saildrone, yeni sözleşmeler ve iş birlikleri sayesinde filo büyüklüğünü önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artırmayı hedefliyor; Bu da teknolojinin sadece prototip aşamasında kalmadığını, ticari ve stratejik olarak sürdürülebilir bir operasyona dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Güneş ve rüzgar enerjisiyle çalışarak açık denizlerde uzun süre gözlem yapabilen su üstü dronları, bilimsel araştırmalardan sahil güvenliğine kadar pek çok alanda önemli görevler üstlenebilir. Bu yüzden bu araçların önümüzdeki dönemde hem savunma sanayisinde hem de sivil sektörde çok daha yaygın hâle gelmesi bekleniyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: