Niantic’in yapay zeka odaklı yan kuruluşu Niantic Spatial, mobil oyunlardan biriken verileri, fiziksel ortamın yüksek hassasiyetli bir modeline çevirdi. Şirket, bu teknolojiyi görsel konumlandırma sistemi (VPS) üzerinden ticarileştiriyor. Sistem, yalnızca kameradan alınan görüntüler ve harita bağlamıyla cihazları santimetre seviyesinde doğrulukla konumlandırabiliyor. İlk geniş ölçekli uygulama ortağı ise ABD ve Avrupa şehirlerinde yaklaşık bin teslimat robotu işleten Coco Robotics oldu.
Şehirlerde GPS yerine VPS çözümü
Yoğun şehir merkezlerinde GPS sinyalleri cam ve beton yüzeylerden yansıyarak konum hatalarını onlarca metreye çıkarabiliyor. Bu durum, teslimat robotlarını yanlış bloklara veya sokağın yanlış tarafına yönlendirebiliyor.
Niantic Spatial, modellerini yaklaşık 30 milyar görüntü üzerinde eğitildiğini söylüyor. Bu veriler, farklı açılardan, günün farklı saatlerinde ve değişen hava koşullarında çekilmiş bir milyonun üzerinde “sıcak nokta” etrafında yoğunlaşıyor. Her görüntü, santimetre hassasiyetinde poz bilgisi taşıdığı için eğitim seti, şehir sokakları, yaya geçitleri, mağaza cepheleri ve binaların çoklu perspektifli 3D örneklemesi olarak işlev görüyor. Sistem, az veri bulunan bölgelerde bile mevcut görüntülerden kesin konum ve yön tayini yapabiliyor.
Yaşayan bir harita
Coco’nun robotları, bu sistem sayesinde GPS verilerini Niantic Spatial’in kamera tabanlı konumlama modeliyle birleştiriyor. Coco’nun robotları, Los Angeles, Chicago, Miami, Jersey City ve Helsinki şehirlerinde yüz binlerce teslimat yaparak 1.6 milyon kilometrenin üzerinde yol kat etti. Bu deneyim, yeni sistemin güvenilirlik ve doğruluk açısından performansını ölçmek için bir referans noktası sağlıyor. Görsel konumlandırma teknolojisi yeni olmasa da geçmişte yüksek kaliteli görüntülerin sınırlı olması performansı kısıtlıyordu.
Şirket, bu modeli “yaşayan harita” olarak tanımlıyor. Dolayısıyla robotlar ve diğer makineler sokaklarda ilerledikçe sistem güncelleniyor ve geometrik doğrulukla birlikte nesnelere dair anlamlı bilgi sağlıyor.
Niantic yöneticileri, bu çalışmayı dijital haritalamada uzun süredir yürüttükleri çalışmaların doğal bir devamı olarak görüyor. Haritalar 2D’den 3D’ye, ardından dinamik “dijital ikiz” simülasyonlarına evrilse de harita koordinatları ile fiziksel konumlar arasındaki temel bağlantı değişmedi. Değişen, artık haritaların birincil kullanıcılarının insanlar değil makineler olması.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: