Tanıtım sırasında paylaşılan görüntülerde Revo 3’ün yalnızca nesne kavramakla sınırlı kalmadığı açıkça görülüyor. İp çevirme, tesbih çekme, makasla kağıt kesme, iki el koordinasyonuyla rubik küp çözme ve hassas oyuncaklarla etkileşim gibi görevleri başarıyla yerine getiren sistem, klasik robotik kavrayıcıların ötesine geçen bir performans sergiliyor.
21 serbestlik derecesi ile fark yaratıyor
Revo 3’ün en dikkat çekici teknik özelliklerinden biri, tek elde 21 serbestlik derecesi (DoF) sunması. İnsan elinde yaklaşık 27 serbestlik derecesi bulunduğu düşünüldüğünde bu değer oldukça yüksek bir seviyeye işaret ediyor.
Şirketin yaptığı testlere göre serbestlik derecesi 20’den 21’e çıktığında performansta belirgin bir sıçrama yaşanıyor. Hassas manipülasyon gerektiren görevler gibi daha önce robotlar için zor olan hareketlerin bu seviyede stabil şekilde gerçekleştirilebildiği belirtiliyor. Bunun ötesinde ise kazanımların sınırlı kaldığı ifade ediliyor. Bu nedenle 21 DoF, mevcut teknoloji için en ideal nokta olarak konumlandırılıyor.
Donanım detayları dikkat çekiyor
Revo 3’ün donanım mimarisinde ise her eklemde entegre mikro motorlar ve redüktörler kullanılıyor. Bu sayede hem daha kompakt bir yapı elde ediliyor hem de güç yoğunluğu artırılıyor. Sistem, 3 Hz tepki frekansı ile hızlı açma-kapama hareketleri gerçekleştirebiliyor. Ancak asıl kritik fark geri sürülebilirlik özelliğinde ortaya çıkıyor. Bu özellik sayesinde robot eli, bir nesneyle temas ettiğinde sert şekilde direnmek yerine kuvvete uyum sağlayarak geri çekilebiliyor. Bu da yalnızca çarpışma güvenliği açısından değil, aynı zamanda öğrenme süreçleri açısından büyük önem taşıyor.
Özellikle pekiştirmeli öğrenme gibi yöntemlerde simülasyon ile gerçek dünya arasındaki fark önemli bir sorun oluşturuyor. Revo 3’ün kuvvet geri bildirimi sağlayabilen yapısı, bu farkı azaltarak simülasyonda öğrenilen davranışların gerçek donanımda da uygulanabilmesini mümkün kılıyor.
Robotik ellerin en büyük eksiklerinden biri olan “hissetme” problemi de Revo 3’te önemli ölçüde çözülmüş durumda. Sistem, iki farklı algı mekanizmasını bir arada kullanıyor.
Bu iki sistem birlikte çalışarak yerel bir algı döngüsü oluşturuyor. Böylece robot eli, yalnızca dış kameraların sağladığı veriye bağımlı kalmadan kendi temas durumunu anlayabiliyor. İğneye ip geçirme veya hassas montaj gibi görevlerde başarı oranının bu sayede ciddi şekilde artırıldığı ifade ediliyor.
Revo 3, 70 Newton’luk tam avuç kavrama gücü ile hem hassas hem de güçlü tutuş gerektiren görevlerde kullanılabiliyor. Bunun yanı sıra ürün, 20’den fazla serbestlik derecesine sahip ilk açık kaynaklı robotik el platformlarından biri olarak konumlandırılıyor.
BrainCo, geliştirici ekosistemini büyütmek adına yazılım tarafında da önemli adımlar atıyor. Revo 3, MuJoCo, Isaac Gym ve Nvidia Omniverse gibi yaygın simülasyon platformlarıyla uyumlu çalışıyor. Ayrıca kullanıcıların ürünü kısa sürede devreye alabilmesi için yarım gün içinde çalıştırılabilecek bir yazılım altyapısı hedefleniyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
Japonlar bunu nasıl kaptırdı yahu?
titanfall gerçek oluyor desenize
Tam teşekküllü işlevsel gerçek Mecha yapmak Japonlara değil de Çinlilere kısmetmiş.