Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim
    Sıradaki Video

    AOC AGON AG271QX incelemesi "Testler en hızlılarından biri diyor"

    Bu videoda AOC'nin oyunculara hitap eden AGON serisinden AG271QX'in tematik tasarımını ele alıyor, kağıt üstündeki detayların ardından CS:GO ve Overwatch gibi oyunlarla sınıyoruz.
     
    AGON için AOC’nin oyunculara odaklı, oyuncu ihtiyaçlarının göz önüne alındığı alt markası diyebiliriz. AG271QX Adaptive ve Free-sync destekli 144Hz TN panelde griden griye 1ms tepki süresi gibi rakiplerinde de karşılaşabileceğiniz niteliklere sahip olmakla birlikte beğenimi kazanan önemli farklara da sahip.
     

    Siyah temalı, albenisi yüksek ve bol detaylı kutusu içerisinden ürünün kendisi, görüntü aktarımı için Display Port, HDMI ve DVI kablosu, monitörün üzerindeki USB’ler için hayli dirayetli bir USB 3.1 kablosu, mikrofon ve ses giriş çıkışları için uzatma kabloları, VESA aparatı ve tematik bir kontrolcü çıkıyor.
     

    Kontrolcüyle monitörün üzerindeki tuşlara uzanmaya gerek kalmadan monitör arayüzünü kontrol edebiliyor, 3 programlanabilir görüntü profili arasında hızlı geçiş yapabiliyorsunuz. Bir oyuncu olarak monitörüm zaten elimin altında lakin alışınca aratıyor, dizi-film, oyun ve mavi ışığı az çalışma modu oluşturup bunların arasında gezdim. Kısaca, oyuncu monitörü cephesinde kullanılası bir yenilik olmuş, kullanmak istemezseniz çıkarabileceğiniz bir kontrolcü bu.
     

    20V 6 amperlik adaptörü büyük bir adaptör, gerçi masanın arkasında kaybolup gideceğinden pek bir önemi yok ama adaptörden monitöre uzanan kablosu biraz kısa, masanızın boyuna göre adaptör havada kalabilir.
     
     
    Kurulumu kolay, kutudan çıkan dört vidayla metal ağırlıklı standına bağlamanız yeterli ve monitör dimdik karşımızda.
    İlk intibası etkileyici. Kumlu yüzeyli sağ sol ve üst çerçeve, fırçalı metal, hafif parlak alt çerçeveye göre 1.1CM’lik kalınlıklarıyla daha inceler, çoklu monitör kurulumu için gayet uygunlar.
     

    Alt çerçevede mat kırmızı AGON logosu ve kontrol butonlarının simgelerinden başka bir detay yok. Butonlar dokunmatik değil, joistik biçimde bir kontrolcü de yok, alttalar, biraz sertler ve basma noktaları da biraz derinde.
     
     
    Monitörün sağ yanında bir kulaklık askısı ki bir defa yönlendirince gevşiyor, yerine ittirdiğinizde yerinde kalmıyor, onun altında da giriş çıkışlar var. Özellikle kasanız masanızın üstünde değilse büyük kolaylık, kulaklığınızı mikrofonunuzu tak tak hızlıca bağlayabiliyorsunuz. 2 USB 3.1 birinci jenerasyon porttan sarı olanı hızlı şarj destekli ve monitör kapalıyken de aktif, kulaklığımı öyle sık çıkarıp takmam ama bu hızlı şarj portu gönlümü çaldı, açık ve net.
     

    Arkası monitörün siyah-kırmızı temasının ortaya çıktığı yer, açık bir alana bakıyorsa eğer geniş V şeklindeki, komponentlerin bulunduğu çıkıntı yapan kırmızı, fırçalı metal görünümlü bu kaplama gayet hoş görünüyor.
     

    Görüntü giriş çıkışları tarafında sırasıyla Mini USB formunda kontrolcünün girişi, ses ve mikrofon girişlerinin aktarıldığı portlar, VGA, Display Port, iki HDMI ki bunlardan biri 2.0, 144Hz’e ulaşabiliyorsunuz bu portta, biri de 1.4 ve MHL destekli, son olarak DVI portu var.

    Yine aşağı bakan bir upstream ve iki downsteam USB 3.1 birinci jenerasyon USB portu olduğunu da ekleyelim. Izgaraları görünürde değil ama üzerinde 3W gücünde bir hoparlör kurulumu bulunuyor.
     

    Metal bacak ve stand istediğiniz hareketi yapmanıza imkan veriyor. V şeklinde iki yana uzanan bacaklar monitörü öyle taş gibi yerinde tutuyor diyemem, monitör yaylanıyor biraz lakin bacaktaki eklemle 20 derece sağa sola, boynundaki eklemle beraber de aşağı yukarı 25 derece açılandırabiliyorsunuz, akıcı hareket ediyorlar ve oldukları yerde de kalıyorlar. En güzeli de boy ayarı ve pivot modu, 13cm içerisinde yukarı aşağı doğrultuda hareket ettirebiliyor, kaydırmalı gösterge ile mesela monitör şurada iyiydi deyip işaretleyebiliyor, tekrar o boya çekebiliyorsunuz. Aşağı yukarı bile açılandıramadığım yine TN panelli şahsi monitörümden sonra AG271QX gözüme akrobat gibi gözükmedi değil.
     

    Teknik detaylara inme vakti geldi. Karşımızda 27 inç TN LCD, 2K çözünürlükte, 144Hz, Free-Sync ve Adaptive Sync destekli ki Free-Sync’in temeli Adaptive-Sync’e dayanıyor, 1ms griden griye tepki süreli bir monitör var. Display Port üzerinden tarama frekansı 30-146Hz aralığında, düşük kare/saniye elde ettiğiniz sistem ve oyunlarda 35Hz’den başlayan rakiplerine kıyasla daha akıcı görüntü sunabiliyor, rakiplerinden sıyrılmasını sağlayan önemli niteliklerinden biri bu.
     
     
    Renklerle başlayalım, 8-bit TN bir panelden bahsediyoruz, renkler daha çok dengeden yana, siyahleri yeterince derin, beyazlar beyaz. Kağıt üstünde 1000:1 kontrast ve 50M:1 dinamik kontrast oranından bahsedilmiş, kendi yaptığımız testlerin sonuçlarını ekranda görebilirsiniz.
     
     
    LED bir panelden geçince evet, renkler biraz soğuk ve sığ gelebilir. Öncelik dizi-film ve video içerik tüketmek veya renk doğruluğu odaklı bir çalışma yapmaksa eğer LED paneller daha uygun seçenekler lakin AG271QX’in bu konudaki performansı da kesinlikle üzücü değil, ufak bir kalibrasyondan sonra renkler bir miktar toparlanıyor.
     

    Bakış açıları TN’in doğası itibarıyla çok başarılı değil ama TN’ler arasında iyi bir yerde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Uzun zamandır bir TN panel kullanıcısı olarak tam karşısından baktığınızdan bu durum müteessir olunacak bir şey değil.
     
     
    Işık dağılımında gözle görülür bir düzensizlik yok, aynı şekilde herhangi bir ışık sızması da tespit etmedim. Ekranın maksimum ışığı için 350nit değer belirtilmiş, karanlık ve aydınlık, veyahut bol ışık kaynağının olduğu bir yerde dahi ekranın maksimum ışığı gayet iyi, mat yapısıyla da mesela güneş yansıması görüntülenen içeriği beyaza boyamıyor, gayet görünür kalıyor.
     

    Monitörün arayüzü orta hızda işliyor, gerektiği kadar kullanışlı. Yaptığım denemelerde Low Input Lag yani düşük giriş gecikmesini açıp, Overdrive, bir nevi paneli hızaşırtma motorunu da Medium, orta ayara alarak monitörden maksimum performansını elde edebiliyorsunuz, Overdrive’daki Strong modunda panelin sınırlarına yaklaştığından hissedilir hayaletlenme oluştu. Renk profilleri daha çok oyunlar üzerine kurulu, Shadow Control ayarı da karanlık sahneleri aydınlatıp mesela karanlıkta kalan düşmanları görmenizi kolaylaştırıyor.
     

    Kritik testlere geldik, oyun testleri. Böyle hızlı bir monitörü tercih ettirecek oyunların belki de en başında CS:GO var. 60Hz bir monitörden 144Hz monitöre geçince aslında neleri kaçırdığınızı anlıyorsunuz, “Ben neden şimdi bazı şeylere tepki veremediğimi anladım” diyorsunuz, 144Hz’i gördükten sonra hiç geri dönmek istemeyeceğiniz bir deneyim.
     
     
    Adaptive Sync ile ne görüntü yırtılması ne de başka bir şey, gecikme süresi şu an kadar test ettiğim oyuncu monitörleri arasındaki en düşüklerinden, hayaletlenme TN panel itibarıyla yok denebilecek seviyede, akıcı ve net bir görüntü var ortada.
     
     
    İkinci testim daha yüksek tempolu Overwatch’ta oldu. Haftasonlarımın tek eğlencesi Overwatch’ta da CS:GO’da yaşadığım deneyimin benzerini yaşadım, hareketler gayet akıcı ve hareket esnasındaki bulanıklık hayli minimal oldu. Tracer ve Sombra gibi hız odaklı karakterlerde net bir şekilde çok daha rahat oynadım, Widowmaker gibi uzun menzil karakterlerinde de hedeflerimi takip etmek çok daha kolaylaştı. Yinelemem gerek, 60Hz’den 144Hz’e zevkle geçilir ama 144Hz’den evdeki 60Hz’e dönmek, en azından benim için büyük bir hüsran oldu.
     
    Hoparlörler açıkçası tatminkarlıktan uzaklar, maksimum sesleri bir odada varlık gösterebilecek kadar yüksek olsa da detay ve tok seslerden mahrumlar, bir oyuncunun kulaklıkla tabiri caizse özellikle CS:GO’da ses kasmadan edemeyeceğini düşünürsek eğer hoparlörün zaten pek bir ehemmiyeti kalmıyor.
     

    AGON AG271QX, Adaptive ve Free-Sync’li 144Hz panelde 1ms griden griye tepkime süesi ve toplamda 30ms civarı input lag değeriyle beraber piyasada bulabileceğiniz en hızlı birkaç oyuncu monitöründen biri. TN’in renk başarımı ve bakış açıları anlamında doğası gereği bir LED gibi dizi-film, video içerik tüketimi gibi bir odağa sahip değil tabii ama oyun dışındaki genel kullanım için iş görmekten kesinlikle fazlası.
     
     
    Bu videonun yayınlandığı tarih itibarıyla AG217QX’in fiyatı 2900 lira civarında, kağıt üstünde aynı boyut ve özelliklerdeki, rakibi Asus MG278Q’dan 300-400 lira civarı daha pahalı görünüyor.
     
    Üzerindeki USB çıkışları, hele ki hızlı şarj yapabilen portu, ses giriş çıkışları, standının metal konstrüksüyonu, profil atanabilen kontrolcüsü en önemlisi de panel farkı anlamında 30-146Hz aralığını destekleyip, düşük kare/saniyelerde rakiplerine kıyasla daha akıcı görüntü sunabilmesiyle Agon AG271QX rakiplerinden ayrılıyor. Uzun lafın kısası, AMD Free-Sync destekli bir ekran kartıyla beraber 27 inç boyutunda Türkiye’den alabileceğiniz en iyi ve en hızlı oyuncu monitörlerinden biri AOC AGON AG271QX.
     
     
     


    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim