Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim
    Oy Ver
     
    Kalp krizi hem gerçekleşen olay itibariyle ölümcül olmasıyla hem de kalbin yenilenme yeteneğindeki kısıtlılık nedeniyle bir hayli korkutucu. Bilim adamlarının kalbin yenilenme kabiliyeti üzerinde yaptığı son çalışma ise dikkat çekici.

    Kalp kasının yenilenme yeteneğini araştırmak için bir farenin kalbinin hücresel haritasını çıkaran bilim adamları, kalp krizi geçiren farenin bu gelişmeden sonra kalbini incelediklerinde dokuda bulunan diğer hücrelerin bölünmeye devam ettiğini ancak yeni kas hücresi oluşmadığını gözlemlemiş. Bu da daha önceki çalışmalarda saptanan bölünen hücrelerin yeni vasküler yapılar ve diğer dokuların oluşumu için bölündüğü manasına gelmekte.
    Bildiğiniz üzere kalp kası hücreleri bölünme yeteneğine sahip değil. Buna karşın bazı çalışmalarda bu dokunun da vücudumuzdaki çoğu doku gibi kök hücrelere sahip oldğu ve kendini yenileyebildiği iddiası ortaya atılmıştı. Böylelikle bu iddia çürütülmüş oldu. 
    Çalışmanın sonucu üzücü ama yine de enseyi karartmamak gerek, eğer olumlu tarafından bakarsak kalp krizi gibi durumlarda kalp dokusunun rejenerasyonu tamamen olmasa da en azından iskemi dolayısıyla nekroze olan hücrelerin yerini skar dokusunun alması bile oldukça mühim bir onarım işlemi.

    Ya skar dokusu da oluşmasaydı? 

    Yine araştırma esnasında farenin kalbindeki onarım dokusunun oluşumu engellendiğinde herhangi bir gelişme gözlemlenmemiş ve  deney akut kardiyak rüptürle sonuçlanmış. Yani aslında olumsuz olarak baktığımız skar dokusu oluşumu bile oldukça faydalı bir onarım.
    Örneğin miyokard infarktüsünün en dramatik komplikasyonları olarak ventriküler septal rüptürü ve serbest duvar rüptürünü sıralayabiliriz. Tabi bu durumların görülmesi için iskemi bölgesinin zayıf kollaterallere sahip olması gibi bazı risk farktörlerinin de eşlik etmesi gerekiyor ancak küçük bir doku kaybının bile yerinin doldurulamaması ciddi sonuçlarla sonlanabilirdi. Umarız ilerleyen günlerde umut verici gelişmeleri aktarmaya devam ederiz.

    Bu haberi, mobil uygulamamızı kullanarak indirip,
    istediğiniz zaman (çevrim dışı bile) okuyabilirsiniz:
    DH Android Uygulamasını İndir DH iOS Uygulamasını İndir
    Sorgu:
    Önceki ve Sonraki İçerikler
    Daha Yeniler Daha Eskiler
    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim