Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Döşeme Stili Ana Akış
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim
    Sıradaki Video

    NieR Replicant - İnceleme

    05 Mayıs 2021, 20:22
    5,1b
    2
    Oyunlar
    Editör
    Bu videomuzda, esasen 2010 yılında çıkış yapan ve remake ile remastered arasında bir çalışmayla PC ve günümüz konsollarına getirilen NieR Replicant'a yakından bakıyoruz.

    Herkese merhabalar. Bu incelememizde NieR Replicant’ta yakından bakacağız. Aslında oyunun tam adı NieR Replicant Ver. 1.22474487139 ama tabi sürekli bu şekilde telaffuz etmek garip kaçacağı için videonun devamında kendisinden NieR Replicant olarak bahsedeceğim.

    NieR serisi özellikle 2017’te çıkış yapan NieR: Automata ile oyun dünyasında adından söz ettirmeyi başarmıştı. Hatta belki ilk oyun o kadar unutulmuştu ki pek çok kişi Automata’yı ilk oyun bile sanmış olabilir. Ancak serinin ilk oyunu 2010 yılında PlayStation 3 ve Xbox 360’a çıkan NieR’di. Bu oyun, döneminde hikayesiyle merak uyandırsa da kontrol şemasıyla eleştirilmiş, çok fazla göz önünde olamamıştı. Ancak NieR: Automata’nın yakaladığı popülarite ilk oyuna da bir umut ışığı oldu ve elden geçirilerek NieR Replicant ismiyle karşımıza çıktı. NieR Replicant, remastered ile remake arasında kalmış bir yapım. Bilmeyenler için remastered, oyunun mevcut hali korunarak biraz cilalanması gibi diyebiliriz. Remake ise oyunu tamamen baştan tasarlamak. Tıpkı Resident Evil 2 ve 3’ün remakeleri gibi. NieR Replicant, görsel olarak gelişmiş olsa da günümüz oyunları seviyesinde bir görsellik sunmuyor. Ancak bu durum oyunu oynamaya engel değil. Yine de şahsen 2017 çıkışlı NieR Automata’nın gerisinde kalmamasını beklerdim.

    NieR Replicant’ın hikayesine bakacak olursak temelde bir abi kardeşi konu alıyor. Kıyamet sonrası doğa üstü yaratıkların ve hastalıkların yer ettiği dünyada, hasta kız kardeşini iyileştirmek isteyen çaresiz bir abiyi kontrollerimize sunan oyun, daha ilk anlardan itibaren bizleri combat mekanikleriyle başbaşa bırakıyor. Hack n slash tarzı oynanışa sahip olan NieR Replicant, bu anlarda oldukça akıcı bir deneyim yaşatıyor. Ardı ardına yaptığınız vuruşlarla çıkardığınız kombolar, karakterin hareket animasyonları, her şeyiyle ilk oyunun üzerine fazlasıyla konmuş diyebiliriz. Daha ilk dakikalardan bir de boss fightla karşılaşıyoruz. Sonrasında ise oyun bizi 1412 yıl ileriye götürüyor. Kız kardeşimiz hala hasta ama bu kez bir kasaba halkı bize kucak açmış. Başımızı sokacak bir yuvamız var ve bir an önce hasta yatağında yatan kız kardeşimizi iyileştirebilmek istiyoruz. Tabi bunun için kasaba halkından görevler almalı, gerektiğinde de kasaba dışına, daha tehlikeli mekanlara giderek bizden istenenleri yerine getirmeliyiz.

    Başlangıçta, görev al git isteneni yap, dön, ödülü al şeklinde kısır bir döngüyle açılış yapan görevler, ilerledikçe merak uyandıran bir yapıya bürünüyor. NieR Replicant’ın en büyük başarısı hikayeyi sunuş şekli ve merak unsurunu ön planda tutuşu. Acaba şimdi ne olacak, dur bakalım şuraya da gideyim, ee şimdi sırada ne var derken bir bakmışsınız oyunun başında saatlerinizi harcamışsınız. Tabi bu durum ana hikaye ilerleyişi için geçerli. Pek çok bu tarz oyunda olduğu gibi yan görevlerimiz de var. Ancak bu görevler görüp görebileceğiniz en basite indirgenmiş yan görevler olabilir. İstisnasız konuştuğunuz herkes 3 çiçek topla, 5 tane sağlık ekipmanı getir, 10 tane koyun kes gibisinden alışveriş listesi yapar gibi görevler veriyor. Bu da daha ilk saatlerden itibaren yan görevlerde bir tek düzelik oluşturuyor.

    NieR Replicant’ın hikaye ilerledikçe genişleyen bir dünyası var. Bu dünyanın farklı bölgeleri farklı atmosferlere sahip. Kimi yerler yeşillik, kimi yerler kurak toprak ama her birinde de terk edilmiş havası hakim. Bu noktada sunum konusunda başarılı bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim. Bunun en önemli etmenlerinden ikisi, kamera açıları ve müzikler. Aslında kamera açıları oyunun hem artı hem de eksi hanesine yazılabilir. Şöyle ki, bazı anlarda kamera, bizi atmosfere sokmak için uzaklaşıyor, yakınlaşıyor, izometrik oluyor veya bazı platformlarda 2 boyutlu bir oyuna dönüşüyor ya da tepe kamerasına geçiyoruz. Bunlar sunumu zenginleştiriyor ve mekanlara farklı açılardan bakmamızı sağlıyor. Ancak kombat tarafına geldiğimizde kamera açıları çoğu zaman yetersiz kalıyor ve kamerayı düşmana döndüreyim derken hasar alabiliyorsunuz.

    Ses tarafında İngilizce ve Japonca seslendirmelere sahibiz. JRPG gibi japon kökenli işleri orjinal diliyle ve İngilizce altyazıyla tüketmek isteyenler en azından kendi çevremde görebildiğim kadarıyla çoğunlukta. NieR Replicant’ta İngilizce seslendirmenin de son derece başarılı olduğunu söyleyebilirim. Tabi ses diyince müziklere değinmeden olmaz. NieR Replicant’ta oyuncuyu atmosfere sokacak, içinde bulunduğu durumun duygusunu daha kuvvetli hissetmesini sağlayacak son derece başarılı bir iş çıkarılmış. Hem masalsı bir hava katıyor hem de karakterin gerginliğini ve telaşını bize net bir şekilde hissettiriyor.

    Oyunun artı hanesine yazdıklarımız belki çoğunluktadır ama eksi hanesindekilere de değinmeden olmaz. Şahsen oyunu PC tarafında oynadım ve başlangıçta klavye fare ile epey zorlandım. Orjinal oyun PlayStation 3 ve Xbox 360’a çıktığı için kontrol şeması da kontrolcülere göre dizayn edilmiş. Bu nedenle Xbox kontrolcüsü ile oynamaya devam ettim. Ancak yer yer kayıt almak için klavyeyi kullandıktan sonra kontrolcüyü her hareket ettirdiğimde fare imlecinin ekranın ortasında gözükmesi gibi sıkıntılar yaşadım. Her dakika olmasa da ara ara bu durumla karşılaşmak can sıkıcı olabilir.

    Ayrıca eski bir oyun olmasından kaynaklı yükleme ekranlarıyla çok sık karşılaşıyorsunuz. Kasabaya girip çıkarken, kütüphaneye girip çıkarken, evinize girip çıkarken yani kısacası girilip çıkılabilen her neresi varsa bilin ki orada yükleme ekranı var. Günümüz konsolları ve PC’lerin donanımsal gücü bu yükleme ekranlarını kaldırmak için fazlasıyla yeterli. Keşke oyunu elden geçirirken buna da el atsalarmış dedim. Tabi güncel oyunlar oynadıkça ve belli bir hıza alıştıkça ne yazık ki eski oyunlarda o dönem gayet normal karşıladığımız şeyler bugün katlanılamaz olabiliyor. NieR Replicant’ta bu durumdan payını alıyor.

    Son olarak bir de oyunun hikaye tarafındaki işleyişine değinmek gerek. İyisiyle kötüsüyle, kendini oynattıran yönleri ağır bassa da NieR Replicant tek seferde biten bir oyun değil. Oyunun 5 farklı sonu var ve bunun için oyunu 5 kere bitirmeniz gerekiyor. Yan karakterle tekrar oynamak, istenen belli bir durumu yerine getirince açılan diğer son, 3 sonu bitirince açılan 4. son ve onu da bitirince açılan gerçek son. Tabi tüm bu sonlara ilerlemek için belki tamamen ilk oynanış kadar uzun olmasa da saatlerce benzer şeyleri farklı karakterlerle yapmak ne kadar ilgi çekici olur bilemiyorum. Eğer ki NieR serisini veya bu tarz oyunları seviyorsanız, hazır şu oyunsuz dönemlerde bolca vakit geçirebileceğim bir oyun lazım bana diyenlerdenseniz NieR Replicant’ı oynamanızı tavsiye ederim.

    Bu videomuzda NieR serisinin 2010 yılında çıkan ilk oyununun remake ile remastered arasında kalmış ve günümüze uyarlanmış versiyonu olan NieR Replicant’a yakından baktık. Bir başka videoda görüşmek üzere.

    Herkese iyi oyunlar.
     



    Sıradaki
    Bitince Sıradakine Geç

    Sorgu: 0,406 saniye (WEB2)
    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim