Nüfusun yüzde 75’i güvensiz bölgelerde
Raporun başyazarı olan ve BM Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün başında bulunan Prof. Kaveh Madani, sorunun aciliyetine dikkat çekerek, birçok su sisteminin artık eski seviyelerine döndürülemeyecek noktayı geçtiğini ifade etti.
Rapora göre yaşamın temel kaynağı olan su, uzun süredir birçok bölgede doğal olarak yenilenebileceğinden daha hızlı tüketiliyor. Nehirler ve toprak nemi yıllık olarak kendini yenileyemezken, yeraltı suları ve sulak alanlar gibi uzun vadeli su depoları da aşırı kullanım ve tahribat nedeniyle yok oluyor.
Raporda, 2010’dan bu yana su kaynaklı çatışmaların keskin biçimde arttığı vurgulanıyor. 2010 yılında yaklaşık 20 olan bu tür çatışmaların sayısı, 2024 itibarıyla 400’ün üzerine çıkmış durumda.
Dünya genelindeki büyük göllerin yarısının 1990’ların başından bu yana küçüldüğü raporda özellikle altı çizilen bir diğer başlık.
Tarım suyun yüzde 70’ini tüketiyor
Rapora göre insanlar tarafından çekilen tatlı suyun yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanılıyor. Ancak milyonlarca çiftçi, giderek azalan, kirlenen ya da tamamen yok olan su kaynaklarıyla daha fazla gıda üretmeye çalışıyor.
Yeraltı sularının aşırı çekilmesi, dünyanın birçok kentinde zemin çökmesine neden oluyor. İran’ın Rafsanjan kentinde yılda 30 santimetre, ABD’de Tulare’da 28 santimetre, Meksiko’da ise yaklaşık 21 santimetre çökme ölçülüyor.
Türkiye’den dikkat çekici bir örnek olarak yoğun tarım yapılan Konya Ovası’nda ortaya çıkan yaklaşık 700 obruk, raporda su iflasının en görünür işaretlerinden biri olarak gösteriliyor.
İnsan faaliyetleri yalnızca suyu tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda doğal su depolarını da ortadan kaldırıyor. Rapora göre son 50 yılda, Avrupa Birliği yüzölçümüne eşdeğer büyüklükte sulak alan tamamen yok edildi
BM raporu, küresel ölçekte suya yaklaşımın temelden değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Buna göre mevcut, ancak artık gerçekçi olmayan su çekme haklarının güncellenmesi, tarım ve sanayi gibi su yoğun sektörlerin dönüştürülmesi, daha verimli sulama tekniklerine geçilmesi ve kentlerdeki israfın azaltılması gerekiyor. Geçim kaynakları bu dönüşümden etkilenecek topluluklara destek verilmesi de kritik başlıklar arasında.
Türkiye’nin geleceği tehlikede
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı Standartlaştırılmış Yağış İndeksi (SPI) haritaları, Türkiye’de kuraklığın zaman içindeki evrimini açık şekilde gösteriyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, 12 ve 24 aylık SPI verilerinin özellikle iç, güney ve güneydoğu bölgelerde kuraklığın kalıcılaştığını ortaya koyduğunu belirtiyor.
Nemli koşulların yerini giderek orta ve şiddetli kuraklık alırken, Akdeniz kuşağında özellikle Adana ve Antalya’da kuraklık döngüsü olağanüstü seviyelere ulaşıyor. İç Anadolu’da Konya ve Kayseri, tüm zaman ölçeklerinde istikrarlı biçimde kötüleşen bir tablo sergileyerek çok şiddetli kuraklık sınıfına yerleşmiş durumda. Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep ve Diyarbakır, neredeyse tüm periyotlarda şiddetli ve olağanüstü kuraklık bandında yer alarak uzun süreli su stresinin en yoğun hissedildiği bölgeler arasında öne çıkıyor. Karadeniz’de ise kısa vadeli nemli koşulların, uzun vadede hafif ve orta kuraklığa evrildiği görülüyor.
Göller diyarı kuruyor
Türkiye’nin gölleri ve sulak alanları da hızla yok oluyor. Son 50 yılda Türkiye’deki 250 gölün 186’sı tamamen kurudu, kalanların büyük bölümü ise kritik seviyelere geriledi. Aynı dönemde yaklaşık 1,5 milyon hektar sulak alan haritadan silindi. Birleşmiş Milletler raporlarına göre Türkiye, 2030’a kadar şiddetli kuraklık riski ile karşı karşıya ve ülke topraklarının yüzde 88’i çölleşme tehdidi altında.
Manisa’daki Marmara Gölü, bu ekolojik yıkımın en çarpıcı örneklerinden biri. Bu göl, 2021 itibarıyla yüzey alanının yüzde 98’ini kaybetti. Benzer bir tablo Tuz Gölü, Seyfe Gölü, Eğirdir Gölü ve Van Gölü için de geçerli. Eğirdir Gölü için yapılan projeksiyonlar, mevcut koşullar devam ederse 2028’e kadar gölün kalıcı olarak ikiye bölünebileceğini ortaya koyuyor.
1950’lerden itibaren hız kazanan baraj ve büyük sulama projeleri, nehirlerin doğal akışını keserek göller ve sulak alanlarla olan bağlantıyı kopardı. Uzmanlara göre çevresel su ihtiyacı çoğu projede göz ardı edilirken, bu durum sulak alanların yavaş ama kaçınılmaz biçimde kurumasına yol açtı. Madencilik faaliyetleri de tabloyu ağırlaştırıyor. Bir gram altın elde etmek için binlerce litre suyun kirletildiği belirtiliyor.
Kaynakça https://www.theguardian.com/environment/2026/jan/20/era-of-global-water-bankruptcy-is-here-un-report-says https://collections.unu.edu/eserv/UNU:10445/Global_Water_Bankruptcy_Report__2026_.pdf https://www.nationalgeographic.com/environment/article/turkey-shrinking-lakes-conservation-marmara-lake https://www.aa.com.tr/tr/yesilhat/dogal-yasam/turkiyede-uzun-vadede-kuraklik-baskin-hale-geliyor/1828072 Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
2 Kişi Okuyor (0 Üye, 2 Misafir) 2 Masaüstü GENEL İSTATİSTİKLER
9225 kez okundu.
44 kişi, toplam 44 yorum yazdı.
HABERİN ETİKETLERİ
kuraklık, su ve