Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Döşeme Stili Ana Akış
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim

    Ozon tabakasındaki iyileşme, iklim değişikliğini de yavaşlatıyor

    1987 yılında kabul edilen Montreal Protokolü sayesinde kendini toparlamaya başlayan ozon tabakası, yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliği ile de mücadele ediyor.
    1

    Son dönemde iklim değişikliğiyle ilgili yayınlanan iç karartıcı raporlar, canımızı bir hayli sıkıyor. Ancak geri döndürülemez bir felakete doğru savrulduğumuzu belgelendiren bu çalışmaların karşısında, insanlığın istediğinde gezegenimiz için ortak hareket edebileceğini gösteren girişimler de yok değil.

    200’e yakın ülke tarafından Eylül 1987'de ozon tabakasını incelten maddelere karşı kabul edilen Montreal Protokolü, bu girişimlerden sadece biri. Protokolün imzalanmasının üzerinden geçen 32 senelik süre zarfında iyice küçülen ozon tabakasındaki deliğin ise 2060 yılında tamamen kapanması bekleniyor. Çevresel bir felaket karşısında küresel bir başarı olarak görülen bu anlaşmanın yeni bir araştırma kapsamında başka olumlu sonuçları olduğu daha ortaya çıktı. Buna göre Yeni Güney Galler Üniversitesi’nce yürütülen bir çalışmada, ozon tabakasındaki iyileşme sayesinde iklim değişikliği etkilerinin de %25 oranında azaldığı tespit edildi.

    Bu kapsamda yürütülen çalışmada araştırmacılar, küresel iklimi iki farklı senaryoya göre modelledi. Senaryolar ise Montreal Protokolünün kabul edilmiş ve kabul edilmemiş hali olarak şekillendirildi. Protokolün kabulü kapsamında oluşturulan senaryoya göre yüzyılın ortalarında küresel sıcaklığın 1 santigrat derece daha düşük olduğu ve söz konusu değerlerin kutup bölgesinde ise 3 ila 4 dereceye karşılık geldiği tespit edildi.

    Çalışmayı yürüten ekibin lideri Rishav Goyal araştırma kapsamında yaptığı açıklamada, “Kloroflorokarbon (CFC)'ları kütlesel olarak ele aldığımızda CO2’ye göre çok daha tesirli sera gazı olduklarını görürüz. Montreal Protokolü’nün dikte ettiği yasakların bu anlamda sadece ozon tabakasını kurtarmakla kalmadığını ayrıca küresel ısınmanın da etkilerini azalttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Sera gazlarının azaltılması kapsamında imzalanan Kyoto Anlaşmasının bu anlamda, Protokol’den daha az etkili olduğunu ifade edebiliriz. Kyoto Anlaşmasıyla sadece 0.12 derece düşen sıcaklıklar, Montreal Protokolü ile 1 derece azalmış görünüyor.” ifadelerini kullanmış.

    İnsanlık için halen bir umut olduğunu ve erken harekete geçilmesi ile iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz etkilerin çoğunun azaltılabileceğini gösteren çalışma neticesinde ekibin bir diğer üyesi olan Matthew England da bazı açıklamalarda bulunmuş. England yaptığı açıklamada, “Montreal Protokolü gibi uluslararası ölçekte imzalanan anlaşmalar, bizlere sera gazı emsiyonlarını düşürebileceğimizi gösterdi. Bu tür anlaşmalar iklimimize olumlu katkılar yapabilir. Montreal CFC’leri halleti, sıradaki büyük hedef ise CO2 emisyonlarını sıfırlamak.” sözlerini sarf etmiş.

    Araştırma sonuçları Environmental Research Letters dergisinde yayınlanmış durumda. Ekibin çalışma sonuçlarını anlattığı videoya ise aşağıda göz atabilirsiniz.



    Bu haberi, mobil uygulamamızı kullanarak indirip,
    istediğiniz zaman (çevrim dışı bile) okuyabilirsiniz:
    DH Android Uygulamasını İndir DH iOS Uygulamasını İndir
    Sorgu:
    Önceki ve Sonraki İçerikler
    Daha Yeniler Daha Eskiler
    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim