NASA’nın Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nde bulunan tesisine taşınan Artemis 3 roketinin ana gövdesi artık dikey konuma getirildi. Böylece Space Launch System roketinin en büyük bölümü montaj sürecine dâhil edilmiş oldu. NASA teknisyenleri şu anda bu ana gövdeyi dört adet RS-25 motoruyla birleştirmeye hazırlanıyor. Bu motorlar aslında Space Shuttle döneminden kalan ancak modernize edilen motorlar ve SLS’in Dünya’dan kalkış sırasında ihtiyaç duyduğu devasa itiş gücünü sağlıyor.
Artemis 3 görevinde kullanılacak SLS roketinin ana gövdesi yaklaşık 65 metre uzunluğunda. Roketin tamamı; Orion kapsülü, üst kademe sistemi ve iki dev katı yakıt güçlendiricisiyle birlikte yaklaşık 98 metre yüksekliğe ulaşıyor. Tam yakıt yüklü hâlde roketin ağırlığı yaklaşık 2.6 milyon kilogramı buluyor.
Artemis 3 Görevinde İniş Aracı da Test Edilecek
Programın ilk taslaklarında Artemis 3’ün Ay yüzeyine astronot indirmesi planlanıyordu. Ancak özellikle SpaceX tarafından geliştirilen Starship iniş aracı ile Blue Origin’in Blue Moon sistemi tarafında yaşanan gecikmeler, NASA’yı görev planını değiştirmeye itti. Bu yüzden Artemis 3 artık daha çok bir doğrulama ve test görevi olarak şekilleniyor. Görev kapsamında Orion kapsülü astronotlarla birlikte Dünya yörüngesine gönderilecek. Ardından burada SpaceX’in Starship aracı ya da Blue Origin’in Blue Moon iniş sistemiyle buluşma ve kenetlenme manevraları gerçekleştirilecek. NASA’nın amacı, Ay’a insan indirecek sistemlerin güvenliğini gerçek görev öncesinde ayrıntılı şekilde test etmek.
Burada özellikle dikkat çeken nokta, NASA’nın artık tek bir iniş sistemine bağlı kalmak istememesi. Kurum, hangi şirket gerekli güvenlik ve teknik yeterlilikleri önce tamamlarsa Artemis görevlerinde onun sistemini kullanabileceğini belirtiyor. Şu anda SpaceX’in Starship sistemi Artemis 4 için tercih edilen araç konumunda olsa da Blue Origin’in geliştirme sürecinde daha hızlı ilerlemesi hâlinde bu durum değişebilir.
NASA’nın bu yaklaşımı aslında son yıllarda giderek büyüyen bir soruna da işaret ediyor. Artemis programı büyük ölçüde özel şirketlerin hazırladığı teknolojilere de bağımlı durumda. Özellikle Starship’in hâlâ tam operasyonel seviyeye ulaşamamış olması, Artemis takvimindeki en büyük risklerden biri olarak görülüyor. SpaceX bugüne kadar Starship ile çok sayıda test gerçekleştirmiş olsa da yörüngede yakıt transferi, uzun süreli uzay operasyonları ve güvenli insan taşımacılığı gibi kritik alanlarda hâlâ çözülmesi gereken önemli teknik problemler bulunuyor. Diğer yandan Blue Origin’in Blue Moon aracı da henüz insanlı görev seviyesine ulaşmış değil. Bu nedenle Artemis 3 görevi, yalnızca Orion kapsülünü değil aynı zamanda NASA’nın gelecekte kullanacağı Ay iniş sistemlerini de test edecek kritik bir dönüm noktası olacak.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: