Hubble, gezegenin bulutlarındaki renk değişimlerini öne çıkarırken Webb’in kızılötesi gözlemleri atmosferin farklı derinliklerindeki bulutları ve kimyasal bileşenleri gözler önüne seriyor. Bu sayede araştırmacılar, Satürn’ün atmosferini adeta katman katman inceleyebiliyor ve gezegenin atmosferinin üç boyutlu yapısını anlamak mümkün oluyor.
Çok sayıda fırtına ve detay yakalandı
Hubble ve Webb görüntülerinde Satürn’ün kuzey kutbundaki altıgen jet akımının kenarları da görünür durumda. 1981’de Voyager tarafından keşfedilen bu yapı, onlarca yıldır sabit kalarak dev gezegenlerdeki büyük ölçekli atmosferik süreçlerin stabilitesini gösteriyor. Satürn’ün kuzey kutbu önümüzdeki 15 yıl boyunca karanlıkta kalacağı için bu yüksek çözünürlüklü görüntüler muhtemelen altıgenin 2040’lara kadar son yüksek çözünürlüklü görüntüleri olacak.
Satürn’ün ikonik halkaları ise iki teleskopta farklı şekilde gözleniyor. Webb’in kızılötesi görüntülerinde halkalar parlak su buzundan oluştuğu için öne çıkıyor. Hubble görüntülerinde ise parlaklık daha az ve gezegen üzerinde halkaların gölgeleri görünür durumda. Ayrıca B halkasındaki yapısal özellikler ve “spoke” denilen çizgisel oluşumlar, teleskoplara göre farklı görünüyor. En dıştaki F halkası, Webb’te ince ve keskin, Hubble’da daha soluk bir şekilde seçiliyor.
Gözlemler on yıllara yayılıyor
Hubble’ın onlarca yıla yayılan gözlemleri, Satürn’ün atmosferindeki değişimleri kayıt altına alarak bilim dünyası için eşsiz bir veri arşivi oluşturmuş durumda. Özellikle OPAL programı, gezegendeki fırtınaları ve ve mevsimsel değişimleri düzenli olarak takip ediyor. James Webb Uzay Teleskobu ise araştırmacılara Satürn’ün atmosferik yapısını ve dinamik süreçlerini her zamankinden daha detaylı ve kapsamlı biçimde inceleme imkanı sunuyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: