Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim
    1
    Diyabet günümüzün en sık görülen hastalıklarından birisi olma niteliği taşıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF)'nin 2015 verilerine göre dünyada her 11 yetişkinden 1'i diyabetli ve 2 diyabetli yetişkinden 1'ine teşhis konulmamış yani hasta diyabetli olduğunu bilmiyor. IDF'nin tahminlerine göre 2040 yılında bu sayı 10 kişiden 1'ine yükselecek ve her geçen gün toplumdaki diyabetli insan sayısı büyük bir artış göstermekte.


    Yeni çağın büyük sorunu: Diyabet

    Diyabet, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan ve kan şekeri yüksekliği ile seyreden, kronik ve ilerleyen bir hastalık. İnsülin, vücudumuzda pankreastaki beta hücreleri tarafından salgılanıyor ve yemeklerle alınan besinlerdeki şekerin hücre içine girerek enerji olarak kullanılabilmesi için anahtar görevi görüyor. İnsülinin yokluğu veya etkisizliği sonucu hücre içine giremeyen şeker kanda yükselmeye başlıyor ve bu hastalık diyabet olarak adlandırılıyor. Diyabet de tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet olmak üzere 2 kısma ayrılıyor.
    Tip 1 diyabet otoimmün bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Vücudun kendi bağışıklık sistemi pankreasın beta hücrelerine patojen bir hücreymişçesine saldırıyor ve beta hücrelerini hasarlıyor. Bu olay sonrasında vücutta insülin eksiliği ortaya çıkıyor ve kan şekeri yükseliyor.
    Tip 2 diyabette ise vücutta insülin yetersizliği veya insülin direnci görülüyor. İnsülin direnci ise vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk olarak tanımlanabilir. Normal şartlarda vücut şekeri 1 ünite insülin ile kontrol altına alabiliyorken insülin direnci olan hastalarda vücut 2-3 ünite insülin salgılamak durumunda kalıyor. İnsülin direnci arttıkça, şeker kontrolünü sağlamak için insülin de artmış oluyor, bu da vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması anlamına geliyor.

    Kuru yemiş tüketen bireyler daha sağlıklı

    Kuru yemişler içeriğinde birçok esansiyel madde bulunduruyor ve sağlığımız için önemli bir konuma sahip. Doymamış yağ asitleri, çeşitli lifler, E vitamini, folat, mineraller, potasyum, kalsiyum ve magnezyum bu maddeler arasında yer alıyor.
    Son araştırmalara göre kuru yemiş tüketimi kronik hastalık gelişme riskini azaltıyor. Journal of the American College of Cardiology dergisinde de yayımlanan araştırma tüketim ile kardiyovasküler hastalık riski arasındaki ilişkiyi ortaya koydu.
    Araştırmaya 16.000 hasta katıldı ve hastalara çeşitli sorular soruldu. Yapılan çalışmalara göre tip 2 diyabeti olup haftada 5 porsiyon kuru yemiş tüketen hastalarda kardiyovasküler hastalık riski yüzde 17; ölüm riski ise yüzde 34 daha az görülüyor.
    Tüketime diyabet tanısı aldıktan hemen sonra başlayan hastalarda ise bu oran yüzde 11 ile yüzde 25 olarak ifade ediliyor. Bir porsiyon miktarını ise 14 adat ceviz yarısı, 24 adet badem, 16 adet kaju fıstığı, 28 adet yer fıstığı veya 45 adet fıstık oluşturmakta. Çalışmaya göre ağaç yemişi olarak nitelendirilen yemişlerin (ceviz,badem,fındık vb) diğer yemişlere göre (yer fıstığı vb) yararı daha fazla çünkü bu yemişler diğerlerine göre daha yüksek miktarda besin maddesi içeriyor.


    Az miktarı bile yararlı

    Araştırma yapan grup kuru yemiş tüketimi az miktarda olsa bile yararların klinik olarak anlamlı olduğuna dair veriler elde etti. Haftalık tüketim bazında artırılan her porsiyon kuru yemiş kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 3 ölüm riskini ise yüzde 6 oranında azaltıyor. Tabi ki bu tüketimi doğru ayarlamak, kararında tüketmek ve diyetle alınan miktarı kontrol etmek gerekiyor.
    Yapılan bütün çalışmalara rağmen bu tüketimin etki mekanizması tam olarak aydınlatılmış değil. Çalışmalar bu tüketimin kan basıncını olumlu yönde düzenlediği, kan şekerini ayarladığı, enflamasyonu önlediği, yağ metabolizmasını artırdığı ve damar duvarı fonksiyonlarını düzenlediği görüşünde.
    Araştırmada görev yapmakta olan Profesör Dr. Prakash Deedwania kardiyovasküler hastalıkların yaşanan ölümlerin büyük bir kısmını oluşturduğunu ve tip 2 diyabeti olan hastalarda kalp krizi, inme, fonksiyon kayıpları gibi çeşitli durumların başlıca sebebi olduğunu belirtti. Ayrıca yapılan çalışmalarda sağlıklı yaşam tarzı, düzenli egzersiz ve dengeli bir diyetin diyabeti olan hastlarda kardiyovasküler hastalık risklerini olumlu yönde etkilediğini ekledi.
    Diyabet ve kardiyovasküler hastlalıklar toplumumuzda ve dünyada oldukça yaygın görülüyor. Bunları önlemek ve risklerini azaltmak da yine bizim elimizde. Dengeli bir diyet, düzenli egzersiz, stressiz yaşam tarzı ve bilinçli bir hayat ile bu risklerin önlenebilir ve azaltılabilir düzeyde olduğu görülüyor.


    Bu haberi, mobil uygulamamızı kullanarak indirip,
    istediğiniz zaman (çevrim dışı bile) okuyabilirsiniz:
    DH Android Uygulamasını İndir DH iOS Uygulamasını İndir
    Bilim ve Bilim haberleri ile İlgili Benzer İçerikler
    EKG özellikli kolye geliştirildi
    Diğer Bilim ve Teknoloji 1 yıl
    Sorgu:
    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim