Kızıldeniz’deki saldırılar yeni arayışları hızlandırdı
AB’nin bu yeni yöneliminin arkasında ise son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik krizler yer alıyor. Günümüzde Avrupa ile Asya arasındaki internet trafiğinin yaklaşık yüzde 90’ı Kızıldeniz ve çevresindeki dar geçiş noktalarından geçiyor. Bölgede meydana gelen saldırılar ve kablo kopmaları ise küresel iletişim altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu yeniden gündeme taşıdı.
Bu gelişmelerin ardından bazı operatörler rotayı Basra Körfezi’ne kaydırmayı değerlendirse de ABD ile İran arasındaki gerilim yeni bir risk alanı oluşturdu.
Avrupa’nın önündeki seçenekler sınırlı
AB açısından mevcut alternatifler büyük ölçüde ABD veya Rusya üzerinden geçiyor. Ancak Avrupa, kritik veri altyapısının başka ülkelerin kontrolündeki bölgelerden geçmesine bağımlı kalmak istemiyor. Bu nedenle Kuzey Kutbu hattı siyasi açıdan daha bağımsız bir seçenek olarak görülüyor.
Bununla birlikte Polar Connect projesinin önünde ciddi teknik engeller bulunuyor. En büyük sorunların başında deniz buzulları ve dev buz kütleleri geliyor. Bu yapıların deniz tabanına sürtünerek kablolara zarar verme riski bulunuyor. Ayrıca günümüzde doğrudan buzlu sularda kablo döşeyebilecek özel bir buz kırıcı kablo gemisi bulunmuyor. Bu nedenle operasyonların ya birden fazla gemiyle yürütülmesi ya da tamamen yeni bir buz kırıcı kablo döşeme gemisinin geliştirilmesi gerekiyor.
Bakım maliyetleri de projeyi zorlaştıran bir diğer unsur. Arktik koşulları nedeniyle olası arızalara müdahale süresi aylar sürebilir. Bu da hem işletme maliyetlerini yükseltiyor hem de uzun süreli kesinti riskini beraberinde getiriyor.
Öte yandan Polar Connect projesinin hedefi ise hattın 2030 yılına kadar aktif hale getirilmesi. Ancak uzmanlar, Kuzey Kutbu’nun sert çevresel koşullarının takvimi doğrudan etkileyebileceğini düşünüyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
çok güzel