SMR’ler için ilgi yüksek
SMR’ler, geleneksel nükleer santrallere kıyasla daha küçük ölçekli reaktörler olarak tasarlanıyor. Sektör, bu reaktörlerin seri üretimle fabrikalarda inşa edilip sahaya taşınabileceğini, böylece maliyetlerin düşürülebileceğini savunuyor. ABD’de bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri Michigan’daki Palisades Nükleer Santrali. Santrali yeniden devreye almayı planlayan Holtec, mevcut 800 megavatlık reaktörün yanı sıra iki adet 300 megavatlık SMR kurmayı hedefliyor. Şirket, gerekli lisansların 2029’a kadar alınmasını ve SMR’lerin 2031’de elektrik üretimine başlamasını amaçlıyor. Uzun vadede ise Hyundai Engineering & Construction ortaklığıyla 2030’lu yıllarda Kuzey Amerika genelinde bir SMR filosu kurmak amaçlanıyor.
Büyük teknoloji şirketlerinin ilgisi bununla sınırlı değil. Amazon, gaz soğutmalı reaktör geliştiren X-Energy’ye yatırım yaptı ve Washington eyaletinde 12’ye kadar SMR kurulması planlanıyor. Meta ise SMR girişimi Oklo ile anlaşarak Ohio’da veri merkezlerini destekleyecek büyük ölçekli bir enerji kampüsünün finansmanına katkı sağlamayı kabul etti. Oklo, projenin toplam büyüklüğünün çok milyar dolarlık bir altyapı yatırımı olacağını ifade ediyor.
Özel sektörün yanı sıra kamu kaynakları da devrede. ABD Enerji Bakanlığı, SMR geliştirme çalışmaları için 800 milyon dolarlık destek paketini onayladı. Trump yönetimi, ileri nükleer teknolojilerin yaygınlaştırılmasını öncelik olarak tanımlarken araştırma ve devreye alma süreçlerine ek fon sağlanacağını duyurdu.
Büyük bir “ama” var
Teknik riskler de tartışmanın merkezinde yer alıyor. Tuz veya gaz soğutmalı bazı SMR tasarımları, HALEU (yüksek saflıkta düşük zenginleştirilmiş uranyum) olarak bilinen özel bir nükleer yakıta ihtiyaç duyuyor. Bu yakıtın küresel arzı sınırlı ve tedarik zinciri uzun süre Rusya’nın kontrolünde kaldı. Ayrıca 2022’de yayımlanan Stanford Üniversitesi araştırması bazı SMR’lerin daha düşük yakıt verimliliği nedeniyle beklenenden fazla nükleer atık üretebileceğini ortaya koydu.
Güvenlik konusu da uzmanları ikiye bölmüş durumda. Trump yönetiminin lisans süreçlerini hızlandırmaya yönelik adımları, bazı çevrelerce yeterli denetim yapılmadan ilerleme riski taşıdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Enerji Bakanlığı ise güvenlik standartlarından taviz verilmeyeceğini savunuyor.
Sadece 3 aktif SMR var
Bugün dünya genelinde faaliyette olan yalnızca üç SMR bulunuyor ve bunların hiçbiri ABD’de yer almıyor. Mevcut örneklerden biri Sibirya açıklarında bir Rus yüzer platformunda, diğer ikisi ise Çin’de çalışıyor. Bu tablo, teknolojinin henüz erken aşamada olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ABD’de ilk ticari SMR’yi hayata geçirme yarışı şimdiden başlamış durumda.
En nihayetinde SMR’ler hakkında gelinen nokta temkinlilik. Bir kesime göre bu reaktörler, hem pahalı hem de riskli bir dikkat dağıtıcı unsur. Temiz enerjiye ihtiyaç bugün artarken SMR’lerin kısa vadede hazır olması beklenmiyor. Diğer kesim ise her teknolojinin başlangıçta pahalı olduğunu ve ölçek büyüdükçe maliyetlerin düştüğünü hatırlatıyor. SMR’lerin veri merkezlerinin şebekeye aşırı yük bindirmesini önleyebileceği, uzak bölgelerde dizel jeneratörlerin yerini alabileceği ya da sanayide ısı üretimi için kullanılabileceği savunuluyor. Her iki kesimin de haklılık payı var. Ancak SMR’ler, vadettikleri maliyet ve zaman avantajını kanıtlayamazsa nükleer enerji sektörü yeni bir durgunluk dönemine girebilir.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin:
Türkiyede gelmez malsesef gelse bile 1,2m den aşağı sattırmazlar. Bize ucuz araba haram çünkü [resim]
Hafif araç çitlenbik gibi, ne yalan söyleyeyim araç çok hoşuma gitti, şehir içinde ideal bir araç
bence pastadan ciddi bir pay alabilir
hiç fena değil
evin 2. arabası olur