Türk Hava Yolları (THY), şimdi bu soruna doğrudan çözüm sunacak önemli bir adım atıyor. Şirket, sürdürülebilir havacılık yakıtı tedarikini güvence altına almak amacıyla Türkiye’nin en büyük biyodizel üreticilerinden biri olan DB Tarımsal Enerji’ye yaklaşık 42 milyon dolarlık yatırım yapma kararı aldı. Yatırımın ağırlıklı olarak tahsisli sermaye artırımı ve kısmi hisse devri yoluyla gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu yatırımın tamamlanmasıyla birlikte THY’nin şirkette yüzde 40 oranında pay sahibi olması hedefleniyor. Söz konusu hamle, sadece bir finansal yatırım olmanın ötesinde, THY’nin uzun vadeli yakıt stratejisinin de önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
DB Tarımsal Enerji, Yeni Bir SAF Tesisi Kuracak
Ortaklık kapsamında elde edilecek finansmanın büyük bölümü, sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimine yönelik altyapı yatırımlarında kullanılacak. Planlara göre DB Tarımsal Enerji, önümüzdeki yıllarda SAF üretimine odaklanan yeni bir tesis kuracak. Bu tesisin 2029 yılı itibarıyla faaliyete geçmesi ve yıllık yaklaşık 100 bin ton üretim kapasitesine ulaşması bekleniyor. Bu kapasite, Türkiye’nin SAF üretiminde önemli bir oyuncu hâline gelmesine katkı sağlayabileceği gibi, THY’nin dışa bağımlılığını da azaltacaktır.
Bu tür tesislerde SAF üretimi genellikle atık yağlar, tarımsal kalıntılar ve biyolojik hammaddelerin işlenmesiyle gerçekleştiriliyor. Geleneksel fosil yakıtların aksine yenilenebilir kaynaklara dayanan bu üretim süreci, yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonlarını ciddi ölçüde düşürebiliyor. Ancak üretim süreçlerinin maliyeti ve ölçeklenebilirlik sorunları, SAF’ın yaygınlaşmasının önünde engel teşkil ediyor. THY’nin bu yatırımı, tam da bu noktada üretim kapasitesini artırarak maliyetleri dengeleme ve tedarik sürekliliği sağlama amacı taşıyor.
Öte yandan taraflar arasında yalnızca üretim yatırımı değil, aynı zamanda uzun vadeli bir tedarik anlaşması da planlanıyor. Bu kapsamda THY, üretilecek SAF için ön alım anlaşması (off-take) imzalayarak belirli bir miktarı garanti altına alacak. Bu tür anlaşmalar, hem üretici şirket için finansal güvence sağlıyor hem de havayolu şirketlerinin yakıt maliyetlerini daha öngörülebilir hâle getiriyor.
Yatırım sürecinin henüz resmi olarak sonuçlanmadığını belirtmek gerekiyor. Taraflar arasında yapılan anlaşmanın nihayete ermesi için gerekli resmi onay süreçlerinin ve düzenleyici izinlerin 2026 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor. Nihai yatırım tutarı ise kapanış aşamasında yapılacak finansal tablolardaki net borç uyarlamalarına bağlı olarak kesinleşecek.
THY’nin bu hamlesi, küresel havacılık sektöründe giderek yaygınlaşan dikey entegrasyon stratejisinin bir parçası olarak da okunabilir. Son dönemde birçok büyük havayolu şirketi, yalnızca yakıt tedarik etmekle yetinmeyip doğrudan üretim süreçlerine yatırım yapmaya başladı. Bu yaklaşım, hem maliyet kontrolü hem de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma açısından kritik bir avantaj sağlıyor.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: