Son Aramalarınız TEMİZLE
    Genel Hızlı Tercihler Sıfırla
    Header'ı Tuttur
    Header'da Teknoloji Gündemi
    Anasayfa
    Büyük Slayt ve Popüler Haberler
    Döşeme Stili Ana Akış
    Kaydırarak Daha Fazla İçerik Yükle
    İçerikleri Yeni Sekmede Aç
    Detay Sayfaları
    Kaydırarak Sonraki Habere Geçiş
    Renk Seçenekleri
    Gece Modu (Koyu Tema)
    Sadece Videolar için Gece Modu
    Haber Gir indirim kodu
    Anlık Bildirim
    Oy Ver
     
    Bazı insanlar yaz boyunca açık havalarda rahat bir biçimde durabilirken, bazı kişiler ise sinek kovucu ilaçlar ile korunmaya çalışmasına rağmen sivrisineklerin saldırılarına maruz kalabiliyor. Sivrisineklerin bu saldırıları çoğunlukla etrafımızdaki havada görünmeyen, kimyasal yapı sebebiyle oluşuyor.

    Sivrisinekler kurbanlarını, kurbanlarının vücutlarında bulunan kimyasal izleri takip ederek seçiyorlar. Bu seçim için ise özelleşmiş duyusal organlardan ve birtakım davranışlardan yararlanıyorlar.

    Sivrisinekler konakçıları bulmak için karbondioksitten yararlanıyor

    Sivrisinekler konakçılarını bulmak için karbondioksit gazından yararlanıyorlar. Soluk alıp verdiğimizde, soluk verdiğimiz havanın içindeki karbondioksit gazı hava ile hemen karışmıyor. Sivrisinekler de bu yayılımdan, masallardaki ekmek kırıntıları gibi yararlanarak konakçılarını yani avlarını buluyorlar.

    Sivrisinekler yaklaşık 50 metre çaplık bir mesafe boyunca ortamdaki karbondioksit gazının kokusunu alabiliyor ve avlarını bulabiliyor. Ancak hedefe yaklaşıldıkça işler biraz değişmeye başlıyor. Hedeflerine yaklaşan sivrisinekler; kişilerin cilt sıcaklıkları, cilt renkleri ve derilerden buharlaşan su buharları gibi parametreleri göz önünde bulundurarak avlarına karar veriyorlar.

    Ciltteki mikrobiyal aktivitenin sivrisinek aktivitesini belirlediği düşünülüyor


    Bilim insanları ise sivrisineklerin av seçimindeki en önemli faktörün, kişinin cildinde bulunan mikrobiyal kolonilerin ürettiği kimyasal bileşikler olduğunu düşünüyor. Cildimizde bulunan bakteriler ter bezlerimizden salgılanan salgıları, sivrisineklerin başlarında bulunan ve sivrisineklerin koku alma sistemini uyaran çeşitli uçucu bileşiklere dönüştürüyorlar.

    Bu kimyasallar 300 farklı bileşiğin karışımından oluşuyor ve üretilen bileşiklerin ve kimyasalların miktarları ve cinsleri; genetik yapıya ve çevre şartlarına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.


    2011 yılında Journal PLOS ONE dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre cildinde çok çeşitli cilt mikroorganizmaları bulunduran erkekler, cildinde daha az çeşitlilik gösteren cilt mikroplarına sahip erkeklere oranla sivrisinek saldırılarına daha az uğruyor.

    Ciltteki mikroorganizmalar tarafından üretilen kimyasal yapıların bileşimindeki ince farklılıklar, kişiler arasındaki sivrisinek saldırılarındaki büyük farklılıkları açıklayabilecek gibi görünüyor. Araştırmacılar, kişilerin cildindeki mikrobiyal kolonilerin bileşiminin, aynı kişide zaman içinde değişebildiğini, kişilerin hastalık ve sağlık durumların etkilendiği düşünüyor.



    İnsanların; ciltlerinde yaşayan mikroplar ve mikrobiyal aktivite üzerinde ne yazık ki önemli bir kontrol mekanizması bulunmuyor. Yani insanoğlu, cildindeki mikrobiyotayı değiştiremeyeceği için sivrisineklerin saldırı kriterlerini de değiştiremeyecek gibi görünüyor.

    Bu haberi, mobil uygulamamızı kullanarak indirip,
    istediğiniz zaman (çevrim dışı bile) okuyabilirsiniz:
    DH Android Uygulamasını İndir DH iOS Uygulamasını İndir
    Benzer İçerikler
    CDC, elektronik sigara tüketicilerini uyarıyor
    Diğer Bilim ve Teknoloji 2 yıl
    Tesla model 3'ün anahtarı insan koluna nakledildi
    Diğer Bilim ve Teknoloji 2 yıl
    Koşarken kollarımızı neden bükeriz ?
    Diğer Bilim ve Teknoloji 2 yıl
    ANLIK GÖRÜNTÜLEMELER
    1 Kişi Okuyor (0 Üye, 1 Misafir) 1 Masaüstü

    GENEL İSTATİSTİKLER
    12325 kez okundu.
    11 kişi, toplam 11 yorum yazdı.

    HABERİN ETİKETLERİ
    bilim haberleri, bilim ve
    Sorgu:
    Önceki ve Sonraki İçerikler
    Daha Yeniler Daha Eskiler
    Yeni Haber
    şimdi
    Geri Bildirim