Elektrikli araç sayısı hızla artıyor
Türkiye’de elektrikli araç parkının hızlı büyüdüğünü vurgulayan Bayraktar, mevcut durumda trafikte 370-380 bin bandında elektrikli araç bulunduğunu ifade etti. Bakanlığa göre 2035 projeksiyonunda bu sayı yaklaşık 6 milyona ulaşabilir. Bu artışın elektrik tüketimine doğrudan yansıyacağını belirten Bayraktar, elektrikli araçların o tarihte yıllık 25 teravatsaat (TW saat) düzeyinde ek tüketim oluşturacağını kaydetti. Bu miktar, Türkiye’nin o dönemki toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 5’ine karşılık gelecek.
Elektrikli araç dönüşümünün yalnızca üretim tarafıyla sınırlı olmadığını belirten Bayraktar, şarj altyapısının da eş zamanlı gelişmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye genelinde bugün itibarıyla yaklaşık 38 bin şarj soketi bulunduğunu aktaran Bayraktar, mevcut araç sayısıyla birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık 10 araca bir soket düştüğünü söyledi.
Avrupa ortalamasında ise bu oranın yaklaşık 7 araca bir soket seviyesinde olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’nin bu alanda kat etmesi gereken mesafe bulunduğunu ifade etti. Şarj istasyonlarının yaygınlaşmasının yanı sıra trafolar, dağıtım şebekesi ve yerel altyapının da güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bu doğrultuda düzenlemelerin ve yatırım planlarının sürdüğünü aktardı.
EPDK tahminleri daha temkinli
2035’te tüketim 510 TW saate çıkabilir
Enerji talebindeki artışın yalnızca ulaşım kaynaklı olmadığını vurgulayan Bayraktar, dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve özellikle soğutma ihtiyacındaki artışın da tüketimi yukarı çekeceğini söyledi. Bakanlığın hesaplamalarına göre Türkiye’nin 2035 yılında toplam elektrik tüketimi 510 TW saat seviyesine ulaşabilir. Bayraktar, bu rakamın daha da yukarı çıkabileceğine dikkat çekti.
Artan talebin karşılanabilmesi için çok kaynaklı bir üretim modelinin benimsendiğini belirten Bayraktar, yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarının yeterli olmayacağını ifade etti. Planlamada doğalgazın, yerli kömürün ve gerektiğinde ithal kömürün de yer alacağını söyleyen Bayraktar, nükleer enerjinin stratejik önemine özellikle vurgu yaptı. Bayraktar, Türkiye’nin 2050 yılına kadar 20.000 MW’lık nükleer kurulu güce ulaşması gerektiğini belirtti.
Yenilenebilir yatırımlarda hızlanma mesajı
Bayraktar, artan talebi karşılamak için yalnızca projeksiyon yapılmadığını, sahada kapasite artışlarının sürdüğünü belirtti. 2025 yılı içinde 8.200 MW’ın üzerinde güneş ve rüzgar kurulu gücünün devreye alındığını açıklayan Bakan, bu artışın elektrik üretim portföyünde yenilenebilirin payını güçlendirdiğini vurguladı.
Ayrıca Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında Sivas ve Karaman’da toplam 2.000 MW’lık güneş enerjisi santrali kurulacağını belirten Bayraktar, bu kapasitenin yaklaşık 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini ifade etti. Söz konusu projede 1,99 euro cent/kWh seviyesinde ve 25 yıl boyunca fiyat artışı içermeyen sabit alım mekanizması uygulanacağı bilgisini paylaştı.
Bayraktar, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 60 milyar metreküp doğalgaz ithal ettiğini, pandemi sonrası dönemde toplam enerji ithalat faturasının 96,5 milyar doları aştığını hatırlattı. Normal piyasa koşullarında ise enerji ithalatının yıllık yaklaşık 70 milyar dolar seviyesinde seyrettiğini belirten Bakan, bu bağımlılığın azaltılmasının makroekonomik açıdan kritik olduğunu söyledi. Enerji ithalatının yüzde 50 oranında düşürülmesi halinde her yıl yaklaşık 35 milyar doların yurt içinde kalabileceğine dikkat çekti.
Nadir toprak elementlerinde kapasite artışı planı
Eskişehir Beylikova’da kurulan nadir toprak elementleri pilot tesisinin yıllık 1.200 ton üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Bayraktar, endüstriyel ölçekte hedeflenen kapasitenin 570.000 ton/yıl seviyesine çıkarılmasının planlandığını açıkladı. Saflaştırma oranının mevcutta yüzde 92-93 seviyesinde olduğunu, hedefin ise yüzde 99’un üzerine çıkmak olduğunu ifade etti. Bu adımın yüksek katma değerli üretim açısından stratejik önem taşıdığına işaret etti.
Bu haberi ve diğer DH içeriklerini, gelişmiş mobil uygulamamızı kullanarak görüntüleyin: